archive for Mart, 2006

reconstruction
uyarı:aşağıdaki metin spoiler’dır.

Salı, Mart 28th, 2006

alex & aimée

ve aşk sizi metro durağında yakalıyor.

ikiniz de gözlerinizi dikmiş, o adamın ellerinin hemen üstünde asılı kalan sigarayı izliyorsunuz büyülenmiş gibi - ve belki de gerçekten büyülenmiş halde. film daha ilk dakikasında bağırıyor “aslında her şey bir kurgu!” (filmin sizinle inceden dalga geçtiğini düşünüyorsunuz, haksız da sayılmazsınız ama bunun için yönetmenin de haklı gerekçeleri var, sabırlı olunuz.)

bu o kadın. hani bir gün önce rüyanızda gördüğünüz. bu kadın sevgilinizden daha güzel değil, sadece sanki o çok kırılganmış ve siz onu incitmekten korkuyormuşsunuz, her şeyden korumak istiyormuşsunuz. en yakın arkadaşınıza bu rüyadan bahsettiğinizde gülüp geçmiştiniz. ama bu işte o kadın. ve siz metroda giderken -ve hatta o sırada sevgiliniz sizden habersiz “seni seviyorum” yazılı notu cebinize atarken- sevgilinizi oracıkta bırakıp (sadece “benim gitmem gerek” diyebiliyorsunuz) aniden o kadının indiği durakta inip onu takip etmeye başlıyorsunuz. yanına oturur oturmaz “benimle roma’ya gelecek misin?” diye soruyorsunuz. sahiden onunla roma’ya gitmek istiyorsunuz.

ve ertesi gün hayat sizinle dalga geçmeye başlıyor. üstelik oldukça acımasız.

en başta her şeyin bir rüya, bir oyun olduğunu düşünüyorsunuz. çünkü evinizin kapısı olması gereken yerde değil hatta eviniz olması gereken yerde yok! ev sahibinizle konuşuyorsunuz, sizi tanımıyor ve o evinizin olması gerektiği yerde hiç bir zaman bir daire olmadığını söylüyor. yolda kız arkadaşınızı görüyorsunuz ve gene yanılıyorsunuz.. sizi tanımadığı konusunda ısrarlı! en yakın arkadaşınızın evine gidiyorsunuz olan biteni anlamlandırabilmek için. karısı sizi içeri içeri alıyor. olanları anlatmaya başlıyorsunuz hararetle, anlamsız gözlerle sizi izliyorlar. arkadaşınız karısının, karısı da kocasının bir arkadaşı olduğunuzu düşünüyor çünkü ve ikisi de sizi tanımadığını söyleyince sizi kovuyorlar. birileri gerçekten sizinle fena halde maytap geçiyor.

ve yıllardır yaşadığınız bu şehirde sizi tanıyan tek kişi o kadın oluveriyor.

reconstruction

filmdeki her ayrıntıyı -burada saymayacağım- saplantılı bir şekilde seviyorum. mesela şu an aklıma gelen bir şey* daha oldu. filmin de dediği gibi..

“it is all a film. it is all a construction. but even so, it hurts.”

.

üstü kalsın

Pazartesi, Mart 27th, 2006

Hayır. İki defa tekrarlamayacağım. Burada olsun yapmayacağım bunu. Çünkü ben esprisi duyulmadığında ikinci defa –bu sefer yüksek sesle- tekrarlayanlardan tiksiniyorum. O yüzden eski blog sayfamdan tek kelime taşımayacağım buraya. Taşıdıklarımı tanıştırmak kafi. Ne mi taşıdım?

Tabi ki Ruhi Bey’i ve onun güzel çamaşır makinesini. Ruhi Bey’in 30 derece pamuklu* programı olmadan olmaz.. Bu aralar yumuşatıcı sıkıntısı çekiyoruz ama olsun, taviz vermeyip sert kalmayı tecrübe etmeyi ihtiva ediyor bu ayki müfredat.

Bu org’da Lucas gibi bir ejderhaya dönüşmem kuvvetle muhtemel. Üstelik kafalarımı hem uçurmak hem de ejderha kalmak istemem de bir sürpriz olmayacak. Önlem almak lazım, kavga etmemeleri için, güzel kafalarımı kategori kategori ayırmalı; saçlarını tarayıp, kimisinin kahküllerini geriye atmalı, kimisininkini sağa, kimisininkini sola yatırmalı; boy sırasına sokmalı; laf dinlemediklerinde enselerine birer tane patlatmalıyım.

Bak gene heyecanlandım Ruhi. Devri sen mi 1000’e getirdin? Yok yok azaltma, 1000 iyidir. Hızlı başlangıçları severim bilirsin.

*Yazar kişi yazdıkça, içindekileri 30 derece pamuklu programda yıkayıp, Remedios‘un beyaz çarşafları misali güneşe astığını düşünmekte ve garip bir şekilde mutlu olmaktadır. Görgü kuralları gereği, üstüne varmamak icap eder.

.