aniden yeryüzüne çıkan magma gibi soğudum her şeyden.
Perşembe, Nisan 13th, 2006

sabah uyandığımda resmen küçük prense benziyordum. uzun siyah pelerine benzeyen o süper hırkamı giymiştim, taze yüzülmüş bembeyaz sıcacık koyun postumun üstünde taze sıkılmış dikensiz gül suyu içiyor, saat 1.45 yönündeki kraterin üstünden güneşin doğuşunu izliyordum. her şey tam bir mükemmeldi, ta ki galaksiler arası servise binene kadar. tüm iş arkadaşlarım en mavi jeanlerini giymişlerdi. inanmak istemedim, hayır olamazdı, hey dostum lanet olsundu. nasıl unuturdum! eğer bugün kejuıl fıraydeyse perşembeye n’olmuştu ha? ya da çarşamba? sanırım ben bir tanesini atlamıştım ve bu hafta içi günlerinin beşte birinde rastlaşıp, sınırsız jeans giyme özgürlüğüme olanak sağlayan nadide firi fıraydeye cici mi cici kıyafetlerle girmiştim. hiç önemi yoktu. çünkü ben bugün küçük prense benziyordum. yok yok, o bana benziyordu. belki de ege bal reklamındaki bıyıklı baba arı’ya benziyordum. kararsızdım. ne olursa olsun pelerinimi savurarak fotokopi odasına gidecektim.
