[II bnuoЯ] noitכuЯtsnoכәЯ

Pazar, Nisan 23rd, 2006

translator for inverse feelings.

- o - spoiler - o -

~

Hep böyle biter. Biraz büyü, biraz duman. Yüzen bir şey. Ama gereken itiş gücü olmadan işe yaramaz. Biraz kahkaha, bir erkek, güzel bir kadın ve aşk. Baştan başlayalım. Başlangıçta, erkek yalnızdı. Hayır, yalnız değil. Henüz. Bu ilk adım. Erkek. Ardından kahkaha geliyor. Kadın. Aşk. Bakın ona. Başlama şekli bu olmasa da, biz böyle başlayabiliriz. Bu yüzden sessiz olmalısınız. Bu önemli, inanın bana. Erkek bara girer. Güzel kadını görür. Tanışıyorlar mı? Tanışıyorlar gibi görünmüyorlar, ama birbirlerini biliyor gibiler. “Kim bilir kim?” Bu başlangıç mı, yoksa son mu? Görmek üzere olduğumuz şey bu. Hem başlangıç, hem de son. Aşk ve veda. Biliyorum, belirtmeme gerek yok ama yapacağım. Unutmayın ki, her şey yalnızca bir film. Bir yaratı. Ama yine de, acıtır.

-Merhaba -Merhaba -Merhaba.. Gelecek misin? -Ne? -Evet Roma’ya. Uçak birazdan kalkıyor. Acele etmeliyiz. Ne yapacaksın? -Fazla zamanım yok. -Alex. -Aimee… -Aimee? -Evet. -Şu Fransız kızı gibi mi? -Evet, onu bilir misin? -Evet, biliyorum. Belki de Paris’e gitmeliyiz? -Sanmıyorum. -Belki biraz beklemeliyiz. -Evet, katılıyorum. -Sana bir şey ısmarlayabilir miyim? -Bir fincan kahve, lütfen. -Aç değil misin? Başka bir şey? İki kahve lütfen. -Afedersin, tam olarak nedir istediğin? -Yalnızca Roma’ya gitmek istiyorum. Sanırım hala biraz erken. Birbirimizi biraz daha iyi tanımalıyız. -Evet, katılıyorum. -Yalnızca çok güzel olduğunu biliyorum. Söylememe izin verirsen. -Evet, veririm. Peki tüm bildiğin bu mu? -Tüm bildiğim şu: Benim rüyam olursan, ben de senin olurum. -Ne istiyorsun? -Hoşçakal demek istiyorum. -Şimdi mi hoşçakal demek istiyorsun? -Hayır. Önce içeri girmeliyim. Sonra bir masaya ya da barda bir yere oturmalıyım. Fark etmez. Güzel bir kadınla beraberim. İçecek bir şey ısmarlıyorum. Bir fincan kahve belki. Onu içiyorum. Gözlerine bakıyorum. Sonra, onu sevdiğimi söylüyorum ona. O da bana bakıyor ve gülüyor. Beni tanımıyor, bu kesin, ama ona bir şeyleri anımsatıyorum. Sanki bu şekilde ayrılmam beklenmiyordu benden. Ama, sanırım yapmalıyım. Bana bakıyor. Bekliyor. Gece sürüyor. Yalan söylemediğimi anlıyor. Onu gerçekten seviyorum… ve işte bu. Tam şu an, “Hoşçakal” dediğim an.

Zamanı geldi. Baştan başlayalım. O kadar da karışık değil. Dört kişi var. Aimee ile ben, yani August. Biz evliyiz. Ve fotoğrafçı Alex ile kız arkadaşı Simone. Onlar evli değiller. Alex ile Aimee birbirlerini tanıyacaklar. Ama henüz değil. Çok yakında. Hepsi aşkı arıyor… Zavallı çocuklar. Büyük bir savaş olacak. Savaş başlasın.

Rüyamda başka biriyle birlikte olduğumu gördüm, Simone’dan başkasıyla. Özel bir şey değildi. O kadar güzel değildi. Hoş bir teni ve küçük memeleri vardı. Ama neredeyse saçmalık derecesinde narindi. Ve tuhaf bir şekilde, onu incitmekten korkmaya başladım. O sabah panik içinde uyandım. Gerçekten onu incittim mi? Gerçekten. Ben tamamen… Bilmiyorum. Birini incitmekten hiç bu kadar korkmamıştım. Ona karşı Simone’a olandan daha çok sorumluluk duyuyordum.

[01.48 - 12.09]

söylemiştik.

siz.

aslında.

yoksunuz.

[geçiniz]

.