süt ve kurabiye
Cumartesi, Nisan 1st, 2006
bahadır baruter’in uykusuzluk posteri gibi hissediyorum kendimi. evet insan kendini bir çizgi (roman)* gibi hissedebilir yeri geldiğinde hiç bana öyle bakmayın. oysa tabi ki ben de kendimi “süt ve kurabiye hikayeleri” gibi hissetmek isterdim.
bedenim nürnberg’den gelecek oğlu için beni dışarı atmış gibi. depozitoyu önemsemediğimden duvarlara kırmızı filli boyayla “Jedes Herz ist eine revolutionäre Zelle.” yazarken elimi korkak alıştırmadım. boyanın hepsini bitirip duvarın önünde poz vererek “en güzel kırmızı!” dedim.
az önce bi arkadaşım aradı. bu arkadaşım da tüm arkadaşlarımın % 90’ının olduğu gibi liseden bir arkadaşımdı. dışarı çıkalım’mış. hava çok güzel’miş. “ben görmedim” dedim, “haberim yok”. istanbul’da olsaydık beşiktaş sahiline gidermişiz. yaaa yaa, keşkelemişim ben de. şimdi içim beni kovduğundan mıdır nedir, tüm sesler böyle bi uzaktan uzaktan çalınıyor kulağıma. ben en iyisi iki koşup bakayım hava gerçekten güzel midir, değil midir, nedir.

