itinayla kâbus görülür
Pazartesi, Mayıs 8th, 2006
aa oda sıcakmış, diyip atletimle uyumaya karar verdim. [mereba ben gülşen] klip çekmiyordum oysa ki. televizyon açıktı, hıncal konuşup duruyordu kulağımın dibinde. abajurumun ampulü olmadığı için, televizyonun ışığından yararlanmak uğruna hıncal’a katlanabilirim diye düşündüm. süreyya ayhan avrupa şampiyonasına katılmayacağını açıklamış duymuş muydun? hıncal ve ben yücel kopp’un talihsiz bir karar vermiş olduğunu düşündük. sonra tuvaletin ışığını açtım ve televizyonu kapattım. hıncal’la uyumak istemiyordum.
çift kişilik yatakta hangi tarafa yatacağıma karar veremezken dalmışım. kedi sevdim. beyazdı. hatta güzel denebilecek bir kediydi. bizim okuldaki kaplanvari kedilerle alakası yoktu. cici kedi. gel bi seviyim. a-aa! tırmık hattı hayvan! üstelik ben onu seviyordum sadece. üstelik hiç kedi sevmediğim halde. sonra hiddetlendi kedi. ben onu severken gözlerimin içine bakarak, evet burası doğru, tam gözlerimin içine bakarak o güzel sustalı patisinden minik pençelerini çıkardı. elime batırdı, bastırdı bastırdı. hayır canım yanmıyordu, rüyaydı bu ama iyiden iyiye sinirlenmiştim. nankör kedi! kedi sağ işaret parmağıma çevik ama ahlaklı olmayan bir takım tırmıklar daha yaptı. sağ işaret parmağım iki eklem yerinden kopmak üzereydi. dikiş atılması gerekti. korkuyordum, rüyada acili nerden bulacaktım? parmağımı tuttum kopmasın diye.
uyandım, saat 01.30′du. üşümüştüm. dolabın üstündeki battaniyeyi aldım. üstüme uzun kollu bi şeyler giydim. tekrar dalmışım. kapı açıktı oysa ki iki defa kilitlemiştim gerçek hayatta. açıktı ve kapının aralığından minik bir çocuk silueti görüyordum. yataktan kalkmaya çalışıyordum, bağırmaya çalışıyordum, olmuyordu. tam kalkıcam, ah bu sefer oldu derken, çocuk uzaklaşıyordu. zaten kalkamadığımı görünce geri geliyordu minik adımlarla. çığlık atmaya çalışıyordum, ağzımı açıyordum ama o kadar çok uykum vardı ki ses çıkmıyordu. en sonunda başardım, gözlerimi açtım. çocuğa baktım. çocuk silueti sandığım şey yatağımın başında bulunan top gibi şeyden başkası değildi. demek ki ben gözü açık uyuyorum diye düşündüm. saat 03.30′du. hala üşüyordum. dolabın üstündeki ikinci battaniyeyi aldım. üstüme bir şey daha giydim.
dalmışım. odamdaydım. pencere açık, tül perde uçuşuyordu. dışarıda gerçekte olmayan lojman gibi çok katlı binalar vardı, pencerelere bakıyordum. bir televizyon ekranı görünüyordu herhangi bir pencereden ve ben tam perdeyi çekerken kendimi ve perdeyi çekişimi o televizyon ekranında görüyordum. televizyon telaşla kapatılıyordu. biri beni gözetliyordu (ulan)! çok korkuyordum. kendimi çok çıplak, çok savunmasız, her an tacize filan uğrayabilir gibi hissediyordum. evet daha önce de başka şehirlere gitmiştim ailemsiz. hatta pek küçük yaşlarda gitmiştim vs. ama kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim. hayır olsun.
best rigardz from adıyaman.
