saçlar amerikan
Perşembe, Haziran 15th, 2006
yıllar önceydi. 1991 belki. en fazla ilkokul 2′ye gidiyorum ama o kesin. tanımadığım bir şehire gitmişiz, amcamların yanına, bandırma’ya. mevsim kış. ev ahalisinde yaşıtım olan bir çocuk mevcut değil. o sıralar kuzenim bebek. apartmanda birisi benden 1 yaş küçük, diğeri de 1 yaş büyük iki kız kardeş oturuyor. amcam biz üçümüzü parka filan götürüyor. hiç bir zaman ilk girdiğim ortamlarda kendini gösteren, konuşkan bir çocuk olmadım. tek tük konuşuyorum. kendi halimde salıncağa biniyorum, kaydıraktan kayıyorum. tahteravalliye yanaşmıyorum. onun için bir kişi daha gerekir ve mazallah bunu yapmak için diğer çocuklarla diyalog kurmam gerekebilir. hemen utanıyorum. hemen önüme bakıyorum. hemen bir şeylerle oynuyor parmaklarım. herşey utangaçlığımdan kaynaklanıyor. gel zaman git zaman, işi büyütüp kızlarla evcilik filan oynuyoruz, galiba beni evlerine çağırmışlardı. benim saçlar o sırada amerikan! ön dişlerim dökülmek ve yeni çıkmak arasında tereddütlü bir şekilde gelişiyorlar. asla etek giymiyorum, küpe, kolye, bilezik takmıyorum. öyle şeyler içimi sıkıyor çünkü. kazaklarıma kurdeleler, boncuklar veya pembe renk hakim değil. ismim nadir duyulan bir isim olduğu için cinsiyet tahminini hepten zorlaştırıyor. neyse, bebekler var işte.. evcilik oynamak için gerekli ekipman var. kendi evimde olsam, gelinlikli barbie’m ve sarı ayım aliş evlenseler nasıl çocukları olurdu üstüne tezler hazırlıyor olacağım zamanı, bu pek de tanımadığım kızlarla sıradan bir şekilde evcilik oynayarak geçiriyorum. işte tam o sırada benden küçük olan kız bir soru soruyor. bakın bu soruyu sormasıyla herşey slow motion ilerliyor. uğultular.. kulaklarım uğulduyor.
“sen kız mısın erkek misin?”
kafamdan aşağı kaynar sular dökülüyor sanki. o kadar çok utanıyorum ki. ne diyeceğimi şaşırıyorum. kilitleniyorum. açıp şeyimi göstersem bile daha kolay olacak “ben kızım” demekten. bana bu soruyu sorduğuna inanamıyorum. hele ki ablası! meraklı gözlerle cevabımı bekliyor. “ben sizi arkadaşım sanmıştım sizin derdinizse pipimin olup olmadığı mı yani?” diye sormak tabi ki aklıma gelmiyor. utanıyorum. utanıyorum. baya bi utanıyorum. “ben.. ben tabi ki kızım” diyebiliyorum. açıkçası sonrasını pek de hatırlamıyorum. cep telefonum çalmış gibi yapıp, “annem beni çaldırdı ben eve gidiyim” filan demiş olabilirim. uff. o kızlardan nasıl da nefret ediyorum sonradan bu olayı düşündükçe.
bi keresinde umarım şimdi hepsi evde kalmışlardır!
