archive for Temmuz, 2006

büyüklere masallar (yersen)

Pazar, Temmuz 30th, 2006


yemezler.

Temmuz 2006, Ankara

.

kadınlar çiçektir. -suki yo miyazaki!-

Çarşamba, Temmuz 26th, 2006

-o- spoiler -o-

prenses mononoke.. düşün yani kurtlar yetiştirmiş kızı. bizim tarkan’ı bile dövebilir istese. tam bir savaşçı kendisi. “ormanın ruhu”nu korumak için kendi hayatını hiçe sayabilir. çatıların üstünden uçar, elleriyle yemek yer, ormanın dışına pek çıkmaz, kurtlarla yaşar, silah kuşanmışlara sadece o ufak çakısıyla karşılık verir, yakın dövüş tekniklerinin piridir. manikürü, postişi, topuklu ayakkabısı, saç boyası, orkidi, kariyeri yoktur. erkek eli değmemiştir eline. ki doğanın dengesini bozdukları için tüm insanlardan nefret etmektedir. insan olduğunu inkar eder. kurt değildir. insan da değildir. korkusuz bir savaşçıdır sadece..

ve sonuna kadar kadın’dır. tüm bu sıradışı yaşamına rağmen kadın’dır!

nerden mi anlıyoruz?

mononoke yarı baygın yerde yatmakta olan ashitaka’yı öldürmek üzereyken, tam çakısını çıkarmış kalbine saplayacakken.. ashitaka bir şey söyler ve mononoke’nin birden gözleri büyür, şaşırır, korkar ve geri çekilir!

ashitaka ne mi söylemiştir?

“çok güzelsin..”

-o- spoiler -o-

mononokeII mononokeVII mononokeX seni seviyoruz miyazaki!

.

terbiyeyi bozmadan küfür etme seansları I

Pazar, Temmuz 23rd, 2006

fork you!

.

bellek yoklaması [-burda!]

Cumartesi, Temmuz 22nd, 2006

hatırlayabileceğim ilk şey ne bilmiyorum. ilk söylediğim kelimeyi de. ailenin ikinci çocuğu ve sülanenin bilmem kaçıncı torunu olduğum için olsa gerek. ne en küçüğüm, ne en büyük. ortadayım. yaşantım boyunca hep olduğum o kompartımanda.

aslolanın konuştuklarımız değil, ses olduğunu düşünüyorum. ses.

* * *

küçükken sürekli hasta olurdum. bir gün gene yatağımda hasta yatarken, annem canımın ne istediğini sormuştu. “gofret” demiştim. üstünde zürafa resmi olan, yeşil jelatinden kabıyla, muzlu bir gofretle dönmüştü yanıma. o gofretin tadını hala hatırlıyorum.. ve canımın ne istediğinden bu kadar emin olduğum başka bir an hatırlamıyorum.

* * *

hatırlayabildiğim ilk şey ne hatırlayamıyorum.

.

“circle is not always round”
- V. kafa rejenerasyonu

Çarşamba, Temmuz 19th, 2006

yolda yürüyorsun. sağında solunda insanlar var ve hiçbirisine dikkat etmemekte kararlısın. yani bunu bilerek yapmıyorsun ama kafanı da kaldırmıyorsun işte. mesela az önce yanından geçen kıza bakmadın. onu tanıyordun. neden bakmadın? görmemiş olabileceğine inanasım gelmiyor. yalancısın. adımlarını hızlandır bakalım. aman çamur olmasın ayakkabın! çamurdan korkarsın! korkuyorsun. nedenini ise bilmezlikten geliyorsun. böylesi işine geliyor. sen araftan dönüyorsun.

* * *

kimse neyi bildiğinin farkında değil. pencerede süzülen yağmur damlaları gibisiniz. yollarınız birleşip birleşip ayrılıyor. az önce birleştiğiniz yağmur damlası yer çekimine yenik düştü. onu görenler nereden gelmiş olduğunu bilmiyor. o az önce sizdiniz. artık. değilsiniz. değil. kimse bir su damlasının ardında bıraktığı o naif izle ilgilenmiyor. siz böyle bir devirde yaşıyorsunuz. doğal seleksiyonunuz bir gün kendinizi de tüketecek. yaşadıklarınızı sadece iyi ve kötü diye ayırıp, iki farklı kefeye koymaktan başka bir şey düşünmüyorsunuz. belki de siz kıyametten dönüyorsunuz.

* * *

o seni gördü. sen de onu gördün ama farketmedin. sen çoğu şeyi farketmemeye meyillisindir zaten. sonra o sana baktı. sen farkında değildin. bir gün, tam da onun sana bakmayı unutuverdiği bir gün onu gördün. onun seni ne kadar zamandır izlediğini de gördün. öyle bir utanmak geldi ki. kafanı önüne bile çeviremedin. bakakaldın. göz bebeklerin büyüdü. irkildin. hemen uzaklaşmak istedin ve arkana bakmadan kaçtın. sen çoğu şeyden kaçmaya meyillisindir zaten. allah taksiratını affetsin.

* * *

yazdıklarınızdan sadece kendiniz sorumlusunuz. yaptıklarınızdan da. araf da, kıyamet de sizin için. pencerede süzülen yağmur damlaları gibisiniz. bazen nerede, nasıl olduğunuzu/olabileceğinizi biz bile bilmiyoruz. allah taksiratımızı affetsin. arkanıza sakladığınız o tartıyı atın da, barışalım.

- o -

bazen: hangi dilde yazıldığını bilmediğim bir hikayenin berbat bir çevirisini anlamaya çalışır gibi hissediyorum, kendimi rahatsız etmek için yazdıklarımı tekrar okuduğumda.

x x x

not: bu yazı cul tarafından okunmuş, üflenmiştir.

.