archive for Kasım, 2006

tam bir insan(e)

Perşembe, Kasım 30th, 2006

bir insan bi konuda çok konuşuyorsa o konuda bir eksikliği var demektir. bir insan bir konuda eksikse o konuda çok konuşur. bir insan eksikse bir konuda o konuda çok kendini savunur. durduk yere o konuda konuşur bir insan. o zaman şüpheleniriz. psikolojide böyle bir şey varmış. bir insan hakkında. şu an üzerine çok konuştuğum tüm konular aklıma geliyor ve paranoyalarım depreşiyor. merhaba, ben bir insan. başka bir insanlar da var. sürekli aynı konuda konuşup duran bir insanlar. konuşma işte, anladk eksiksn.

not: yazıyı yazanın başında bir -rambo usülü bağlanmış- tülbent eksikti ve içi sıkılıyordu.

.

sana da olur mu?

Çarşamba, Kasım 29th, 2006

bazı geceler ya da sabaha doğrular ya da sabahlar, kendi gülme sesime uyanıyorum! tam rüyadayım ve ahahahahahah - u y u y o r u m - hahhahaahahah - u y a n m a k ü z e r e y i m - ahıahaha - v e u y a n ı y o r u m - hahha.. ha.. eö?

işte o an bir garip hissediyorum kendimi. sanki kimsenin gülmediği bir espriye tek başıma gülüyormuşum gibi.

.

a poem by miss understood

Pazartesi, Kasım 27th, 2006

theres.gifmerhaba!

öncelikle bizimle çalışmayı seçtiğiniz için kurumumuz adına size teşekkür ederim. kapıdan geçerken x-ray cihazımız üstünüzde bol miktarda bağlaç ve kurgu elemanları tespit etti. açıkçası bu çoğu müşterimizde karşılaştığımız bir durum. hayır, hayır, panik yapmayın lütfen! cebinizdekileri şu dolaba yerleştirmeniz yeterli. nasıl olsa çıkışta hiç birini istemeyecek, “ihtiyacı olanlara bağışlayın lütfen” gibi şeyler söyleyeceksiniz. şimdi size inanılması güç gibi geliyor, gülüyorsunuz fakat sizin için planladığımız özel süreç tamamlandığında kendinize siz bile inanamayacaksınız.

no.gif son kelimelerinizi de bu dolaba kilitlediğinize göre, artık bizim tabirimizle “çıplak”sınız. yani kendinizi hazır hissettiğiniz an işlemlere başlayabiliriz. sizi biraz rahatlatmak için problemlerinizi kısaca özetleyebilirim.

siz hanımefendi, siz kelimelerinize olan inancınızı kaybetmişsiniz. kendinizi ifade edemediğinizi düşünüyorsunuz ve bunu yaparken bile -affınıza sığınarak söylüyorum- o aptal pembe filtreli gözlüklerinizi çıkamıyorsunuz. siz sadece “olmak” ve olduğunuz an oracıkta “anlaşılmak” istiyorsunuz. yazılarınızda kendiniz olmaya öyle odaklanmışsınız ki “ne yazsam da benim yazdığım ilk kelimeden anlaşılsa” diye düşünmeden edemiyorsunuz. sevmediğiniz birisi sizin sevdiğiniz şeyleri sevecek, kullandığınız bir kelimeyi bir başkası da kullanacak, hatta sizden önce belki de kullanmıştır diye aklınız gidiyor. araya ingilizce kelimeler serpiştirme huyunuz ise hep bunlardan kaynaklanıyor, you know. her şeyi ilk siz yapın istiyorsunuz ve sizin yapacağınız şey daha önceden yapılmış bir şeyse sıradan olduğunuzu düşünüp kendinizi zehirliyorsunuz. bunca şeyi düşünürken nasıl gerçek kendiniz olabilirsiniz ki hanımefendi? lütfen kendinize haksızlık etmeyiniz. ikimiz de biliyoruz ki siz kendinizi bir şey sanmaktan bir şey olmaya vakit bulamıyorsunuz. oysa ki siz çoksunuz hanımefendi. derecenin ucundaki kırılan civa gibisiniz. dört bir yana saçılıyorsunuz ve hiç bir şey olmamış gibi şarkı filan söyleyerek, oradan oraya öteleyerek kendinizden tek bir parça oluşturmaya çalışıyorsunuz yeniden. e o derecenin ucunu neden kırıyorsunuz ki hanımefendi? other.gifher şeyin bir derecesi var! ne olmuş yani onlar da sizin sevdiğiniz şarkıları, filmleri, roman kahramanlarını ve burada saymadığım bir çok şeyi seviyorsa.

bunları sizi üzmek için saymadım, biz size yardımcı olmak için buradayız. tüm saplantılarınızı silip, size orjinal bir siz vereceğiz. yepyeni hikaye algoritmalarınız olacak ve onları dünyada bir başkasının da yazıyor olması ihtimali you.gifaklınızdan bile geçmeyecek. rahatlayın hanımefendi. rahatlayın. parmak iziniz şahidim olsun ki; hiç kimse herhangi bir şeyi bir başkasının sevdiği gibi sevemez; hiç kimse bir başkası gibi olamaz; hiç kimse bir başkası gibi kurgulayıp, bir başkası gibi yazamaz.

.

ben televizyon oldum

Perşembe, Kasım 23rd, 2006

“neden kanal d çekmiyo, dizim de başlayacak, hay allah..” dedi. belime kadar ekrandan dışarı çıkmak suretiyle el salladım ve ”hey anne, çinkü televizyona girdim de ondan!” dedim. “ayağına terlik giy” dedi. mor hırkaya dönüşmek üzere programlanmış mor yünleri 7 numara şiş vasıtasıyla haroşe örmeye devam etti. televizyonda olmak hiç de dışarıdan göründüğü gibi değilmiş. bir kere kanalı kendin değiştiremiyorsun, değiştirsen de diğer kanalda ne var göremiyorsun, ordan anladım.

.

entropy’ler ve audrey’ler

Salı, Kasım 14th, 2006

ben audrey oldum

yeni evime taşındım. yapılacak bir sürü iş var. ocağı tüpten doğal gaza convert, çamaşır makinesi musluğu için çatal fix, kolileri & kutuları empty, perdeleri hang, dünyayı hang, kendini hang, ruhunu hang! iş yeri ayrı bir olay. şu raporu database’e enter, bu test değerlendirmesini interpret, gaz rezervini calculate, sunumları update, yarın seminere attend, çay drink, devleti save, dünyayı save, kendini save, ruhunu save!.. hey tatlım,, unutmadan bir de o excel dosyasını save.

en nihayetinde entropy diye bir şey var sayın okuyucu. hepimizin bildiği gibi; entropy increases as matter and energy in the universe degrade to an ultimate state of inert uniformity. biz iş yerinde müdürüm maykıl, sekreter cenifır ve oda arkadaşım cef’le hep ingilizce konuşuyoruz ondan kafam karıştı. kusura bakma, biraz enternasyonal oldum ama çok şükür burnumu snort diye değil snıf diye çekiyorum. snıff.. snıf.

aaa! üstün dökmen! merhaba üstün dökmen! hoşgeldiniz üstün dökmen! oturmaz mısınız, bir çayımı drink üstün dökmen!  “yok canım sağol, başka zamana. ben mini-öğretiye geldim. rıza size sıkıştırılmış bir paket gönderdi. şöyle: sıkıntılı zamanlarda sakın ümidini kesme; çalış gayret göster. göreceksin ki bir gün güneşli, neşeli günler seni kucaklıyacaktır. güçlük kolaylıkla beraberdir, kendine gel, ümidini kesme… sağolun üstün dökmen! teşekkürler üstün dökmen! rıza’ya selam söyleyin üstün dökmen. vallahi çok iyi geldi, bir an ruhumun en diplerinde kişisel geliştim gibi hissettim. başımda dikilmenize ve elleriniz ceplerinizde postu bitirmemi beklemenize gerek yok ama üstün dökmen.. deli mi ney. tamam bitti zaten ya üf. sonra görüşürüz inşallah sayın okuyucu.

.