black ribbons of coal*

Pazar, Şubat 11th, 2007

dolmuş kültablasını boşalttım, pencereyi açtım ve odayı biraz daha havalandırdım. dün gece yatağımda harika bir cümle yazdım ve sabah çoktan unutmuştum. bulaşıkları yıkadım, yerleri sildim, zil çalmadan kapıyı açtım. çünkü ben yapılması gereken şeyleri bir an önce yapmayı severim. o şeyi yapmadığım her saniye bana acı verir. çamaşırları ayırdım; renkliler, siyahlar ve beyazlar. dünyadaki her şey sadece üçe ayrılıyordu. en fazla üçe ayrılıyordu. daha fazlası abartmak oluyordu-dürüst olalım. dolmuş kültablasını boşalttım, bir sigara daha yaktım, mutfak tezgahını sildim ve bozulan yemekleri çöpe döktüm. ayakkabı bağcıklarımı bağladım, montumun düğmelerini ilikledim. perdelerimi gece olunca açtım, yatmadan önce makyajımı tazeledim, pijamalarımı zaten hiç çıkarmamıştım. konuşmam gereken zamanların hepsinde ama hepsinde sıkı sıkı sustum, tüm kapıların fermuarını çektim. dünyadaki her şeyin sadece fermuarı vardı ve şu dişli çarklar, palangalar, kaldıraçlar filan hepsi abartılmış sistemlerdi. kültablasını boşalttım, konuklara bir kurşun daha sıktım, pudra şekerinden karlar yağdırdım ve evet, bu küçük dağların hepsini ben yaptım! halının üstünde gözüme çarpan birkaç saç telini topladım, henüz dolmamış kültablasını boşalttım, çatısı uçmuş evin pencelerini biraz daha, biraz daha açtım ve odayı biraz daha havalandırdım. kırdığım tüm tabakları tek tek yıkadım, zil defalarca çaldığı halde kapının yolunu bulamadım, renklileri, siyahları ve beyazları ayrı ayrı yaktım. dünyadaki her şey sadece ikiye ayrılıyordu. en fazla ikiye ayrılıyordu. daha fazlası abartmak oluyordu-dürüst olalım. dolmamış kültablasını boşalttım, bir sigara daha söndürdüm, mutfak tezgahının tümünü çekiçle kırdım, yaptığım tüm yemekleri çöpe döktüm, ayakkabı bağcıklarımı kestim, montumun düğmelerini kopardım ve..

durdum.

abartılmış öfke bir tür yüzleşme/terapi şeklidir.

.