3. şahsın ellerinden tutmak
Çarşamba, Mayıs 16th, 2007
topuklu ayakkabılarla yürürken ve bisiklete binerken yüzünde aynı ifade oluyor senin. “o anlarda gizliden fotoğrafını çekmek istiyorum. ben senin gözlerine bakıyorum, yani yandan, böyle biraz daha senden geride durup. otobüste en arkaya oturmak gibi.” en başta çok mutlusun. rüzgarın saçlarının arasından akıp gittiğini her saç telinde hissediyorsun. zincir sesini topuk sesine benzetiyorsun, biliyorum. bisiklete binerken çocukluğuna dönüyor, topuklu ayakkabılarla yürürken büyüdüğünü hissediyorsun.
günün sonunda yüzün değişti. günün sonunda pedallar ağırlaştı, yedi yaşındaki ruhun şimdiki bedenini taşıyamıyor. günün sonunda o ayakkabılarla o kadar büyüdün ki şimdi seksen yaşındasın. yoruldun. buraya bir kontra pedal. dur!
yedi yaşını “annen eve çağırıyo” diyip eve gönder, seksen yaşına bi taksi tut. geriye kalan kendini al bana gel. niye duygulandın, n’oldu şimdi anlamadım ki ben.
not: pişkin yazar üçüncü şahsın yerine geçmiş ve kendini ona anlattıracakken birdenbire üçüncü şahsın ellerinden tutmuş ve şöyle demiştir: “kimseye değil, bana anlat. beni görmezden gelemezsin!” haşa! seni kim görmezden gelebilir sevgili ego. üçüncü şahısla da senli benli oldun ya, ölsem de gam yemem artık.
