confessions of a selective mute
Pazar, Mayıs 20th, 2007
artık fotoşopla uğraşmanın yaşam biçimim olduğuna karar verdim. fotoşopla gönül eğlendirmiyorum, fotoşopu seviyorum. kendisiyle ciddi düşünüyorum.
rozetlere karşı zaafım var, tam altı senedir benimle birlikte olan bukalemun amblemli suse rozetimi kaybetmediğim için kendimle gurur duyuyorum. ışıklı rozetimin pilinin bitmiş olması ise beni üzüyor. gerçekten üzülmeye değecek şeylere üzülememekse en büyük ayıbım. nerde, ne zaman devreye gireceği belli olmayan savunma mekanizmamın en etkili silahı olan bu hissizlik beni istemediğim kadar güçlü yapıyor. utanç verici. böyle zamanlarda konuşmamayı seçmemse sıkıntılı bir hastalık gibi. hiçbir şekilde kendimi anlatamayacağımı düşündüğüm için pes ediyorum ve kendimi kendime saklıyorum.
memleket meseleleri ve politikanın p’sini içeren her türlü konuşma beni geriyor. çay, kahve hazırlarken kimin, neyi, hangi bardaktan, kaç şekerli içmek istediğini sormak işkence. yemekhanede yemek yerken, kullandığım çatal, kaşığın daha önce kaş kişi tarafından kullandığını hesaplamaya çalışmak iştah kaçırıcı. çay kaşıklarını yalayan insanlardan hoşlanmıyorum. bulaşık yıkamaksa terapi gibi. hayatım boyunca biri bana yemek yapsın, ben bulaşıkları yıkarım ve bir kere olsun üff pff filan demem. kenara çekil, makarnayı ben yaparım.
aile içi bağların kuvvetli olup olmadığını, aile fertlerinin yemeklerini aynı anda yiyip yemediklerine bakarak anlarım. ilerde çocuklarım canları istemezse bile sofraya oturmak zorundalar, bunu da şimdiden söylüyorum. selam çocuklar, sizi tabağınızdakileri bitirmeye zorlamıycam, o konuda garanti veriyorum. imza: anneniz
not: header‘da yer alan el emeği göz nuru çizim için betül‘e teşekkürler.

- daha önce hiç kimse bana header yapmamıştı..
.
: )
