things happen

Cumartesi, Eylül 8th, 2007

tam publish edicekken elektrik kesintisi nedeniyle uçan giden yazıda hayır yoktur. uçup gittiği halde ikinci defa yazılıp, publish tıklandığında sayfaya “the connection has timed out” dedirten yazıda hiç mi hiç hayır yoktur..

ve sen bunu bile bile ertesi gün yazıyı tekrar post edersin:

evde kimse yok, yalnizsin. (yok yalniz degilsin, müzeyyen hanim var bilgisayarin, adini da az önce koydun.) aksamüstü sirf “sevineyim” diye aldigin sallantili küpeler, üstündeki pijamalara ragmen kulaginda. aglamak için sartlar uygun, dudagin titrer gibi oluyor, gözünü siliyorsun eye-liner’in sey oluyor peçeteye. aaa simdi hatirladin, sen sabah rimel de sürmüstün. kim için bU AÜA. öhhhm.. kim için bu süs. bak elin ayagin caps oldu, bi sey oldu. yazim hatalarini insanin kendisinde sevmedigi, fakat onu digerlerinden ayiran ayrintilarin güzelligine benzetiyorsun. çirkin göz, çirkin kulak, çirkin el filan. güzel yani. belli ki aglayasin gelmis senin, aglayacaksin, tam aglayacaksin ki, sol elinde bir kayisili pinar yopi, sag elinde bir çay kasigi tuttugun gerçegiyle karsilasiyorsun. bir parmak kukla ve beyin elde etmek ugruna marketten aldigin bu masum görünüslü, cibilliyetsiz yopilerin duygularini bu denli degistirebilecekleri aklinin ucundan geçmemisti. seni gülme tutuyoré öhhhöö öhhö.. gülme tutuyor! (é degil !, ne kadar güzel bir ayrinti, adeta seni sen yapti.) yopi o kadar küçük ki, çay kasigindan büyük bir kasikla yenmiyor zaten.

sonra da gelip bu postu yaziyorsun, sana bir sey söyliyim mi.. senin aglayasin filan yokmus. simdi önüne dön ve yemeye devam et, o yopi bitecek! çoktan bitmistiyse de gene önüne dön. zaten ne tarafa dönersen dön önün hep önünde oluyor ki bu da insan anatomisinin en sevdigim karakteristik özelliklerinden birisidir.

.