tenkû no shiro rapyuta

Cuma, Ekim 5th, 2007

1. istiklal marşı

2. andımız

3. açılış konuşması, gülbener gen - hoşgeldin dünyama

4. arkasındaki yazıların izinin çıktığı bir defterin yıpranmış sol yaprağından, dokusu hacı şakir beyazı sağ yaprağına geçiş.

5. pamuktan örülmüş sayfada bir dakikalık saygı yuvarlanışı.

6. sheeta does not fall, sheeta floats:

ilk sahnede gökten süzülerek inen bir kızın, erkeğin kollarına düşüşü. bu kolay lokma, oh, how romantic! tamam, bundan herkes büyülendi, erkek kıza aşık oldu. oysa ki benim gözlerim bambaşka bir sahnede parlıyor. hikayenin en başından beri boynundaki kristali ele geçirmek için, dur durak bilmeden sheeta’nın peşinden koşan dola’nın* bıyıklı ve komik adamları (oğulları), sheeta dola’nın kendisine 5 beden büyük gelen kıyafetlerinden giyip, yemek yapmak için mutfağa girdiği anda ona aşık oluveriyorlar. ben o sırada “miyazaki gene yaptın yapacağını..” diyorum.

7. sheeta does not fall, because the tree does not let her fall:

pazu, elinde sheeta’nın elleri ve ellerinin birleştiği yerde o kristalle “destructrion spell”i söylerken bütün dünya yok olacak sanıyorum. hayır, yok olmuyor. laputa’nın gövdesini oluşturan o ağacın köklerinde asılı kalıyorlar. ağacın kökleri, ağaç ne kadar eskiyse o kadar vefalı oluyor. kökleri ağacın. odun değil, kökleri ağacın. dikenli çalı değil, kökleri ağacın. o zaman anlıyorum.

8. kapanış, ankaralı madonna - yaz bitti.

9. öksürme, hapşırma ve burun silme.

*dola: cadı burunlu, yaşlı, şişman ve fakat atılgan, çevik ve cengaver, tipik bir miyazaki kocakarısı. sadece mürettebatı mı, yoksa aynı zamanda oğulları mı olduğunu anlamadığım komik adamları var. bu adamlar dola’ya “mama” diyor. sonra anladık ki dola çok iyi birisiymiş aslında.

.