pseudo-self*

Cuma, Aralık 14th, 2007

öyle pek de mutlu olmadığım bir sıralar. en münasebetsiz zamanlarda kazağa, hırkaya takılan kırık tırnak gibi hissettiğim. ne mutlu ki; binlerce şükürler olsun ki; hay elime sağlık ki; dünyanın canını acıtıyorum! [dünyanın canını kanırtma teknikleri: 5 pekiyi]

o halimle bile metroda gözlerimi nereye odaklayacağımı şaşırıyorum. dışarı baksam duvar, camdan yansıma izlesem ne alaka, ellerime baksam, iyi de kendi elim bu hemen sıkılıyorum, paltomun düğmesiyle oynasam paltom yok. sonra yaşlı bir teyze biniyor metroya, elinde poşetler var. ben teyzeyi evrensel kümenin dışına alarak, geriye kalan tüm dünyanın kafasını ezercesine, kalkıp yer veriyorum. pelerinimi savurtarak ayağa kalkmamla hafif bir rüzgar yaratıyorum ve insanların saçları dalgalanıyor, matriks gibiyim! [kapalı ortamda iklim değiştirme yeteneği: 4 iyi]

teyze bana teşekkür ediyor. demirtepe’de inerken yerini bana veriyor. tam kapıdan çıkıp benim oturduğum pencere kenarının önünden geçerken bana el sallıyor. yani bana el salladı, elinde poşetler olmasına rağmen böyle elini kaldırarak.. üstünden üç hafta filan geçti ama hala düşünüp mutlu oluyorum, duygulanıyorum. niye mutlu oluyorum ki, içimde hala bi iyilik var çok üzülüyorum aslında. bi atlatiyim kaldığım yerden dünyanın canını acıtmaya devam edicem. ben sadece ve sadece kendi iyilik yapma güdülerimi pışpışlamak için yer verdim, kendim için, ben ben ben, oh evet, hepimiz bencilin kralıyız! biraz rahatladım ve içimdeki mutluluğu öldürdüm. uyuyim. [iflah olmama vaziyetleri: 5 pekiyi]

.

————————————————————————————————————————

*kişinin içinde bulunduğu sıkıntılı durumları atlatmak için kullandığı yalancı benlik. bu tanımı az önce uydurdum.

.