minik malikânedeki büyük ihtiraslar
Cuma, Aralık 28th, 2007
trt2 ve trt3′ü yerlerinden oynatıp 12 ve 13 numaralı kanallara attım. yerlerine entivi ve sienentürk’ü koydum. karşı kanepeden bana doğru ters ters bakan iki çift gözü fark etmem uzun sürmedi. “ne’n var kuzum?” dedim yılışıkça. işi pişkinliğe vurup yırtmak düşüncesindeydim ve fakat sormaz olaydım. yok efendim sanki ben çok entivi ve sienentürk izliyormuşum da, bir kere bile o kanalları izlediğimi görmemiş de, trt2 ve trt3′ün 2 ve 3 numaralı kanallarda olmaması kıyamet alametiymiş de, fizik kurallarına karşı geliyormuşum da falan felen felan.
“aaaa! mübalağa ediyorsunuz kuzum!” dedim. lüzumsuz yere bozulmuştu, bu hallerini görünce kafasına bir tane vurasım gelirdi hep. “sakıncası yoksa kafanıza bir adet patlatmak niyetindeyim, ama bana karşı şiddet uygulamanızdan imtina ediyorum” dedim. nereden çıktığını bilmediğim iki valizi eline alarak ”o vakit ben bu evi terk ediyorum!” dedi. ben de “o vakit yürrüüü!” dedim ve dudağımı büzerek ve büzdüğüm dudaklarımın ucunda yumruk yaptığım elimi serçe parmağımdan başlayarak açarak püüüüürrrrfffct yaptım ve aynı türk filmlerindeki gibiydim. sonra hemen dayanamadım ve “nereye gidiyorsunuz, şimdi dizi başlayacak.. üstelik sizsiz yaşayacağımı nasıl düşünürsünüz? bakın gene imtina edeceğim o olacak.” dedim. o da “ah sizin bu olur olmadık imtinalarınız yok mu.. o vakit kalayım bari. mübalağaya dayanamam.” dedi. “o vakit..” dedim. o da “o vakit?” dedi. “haydi gel haylaz, gel de yüzüğümü öp, öp ki barışalım!” dedim. valizleri yukarı fırlatarak sevinç içinde koştu yanıma. serçe parmağıma taktığım kraliyet yüzüğümü öptü. bu, ikimizin dışında kalan birinin pek zor anlayabileceği bir saygı, sevgi ve sapınçlık seremonisiydi.
sonra televizyonu bi açtık ki biz varız! meğerse bizi dönem dizisi yapmışlar! o sene çok reyting aldık. çok paramız oldu. gene de eski çizgimizden kaymadık. özlem nohut, pilav pişirmeye devam etti.
.
[not: yaşanmış bir olaydır, hatır lé sevgili/ateve]
