archive for Ocak, 2008

cevap anahtarı

Pazartesi, Ocak 28th, 2008

yanlış cevap: O 

otur sıfır: tuna

doğru cevap: 80

.

spin’ler ve quiz’ler

Cuma, Ocak 25th, 2008

çarşamba günü özlem’le bozuştuk, ikimiz de birbirimize sinir olduk. masa tenisi oynarken ben kendimi fazla kaptırdım ve tabi ki bencillik yaptım, bu benim burcum gereği olan bi özellik, yoksa pamuk gibiyimdir. şimdi mert vardı, mert böyle genç ve çok süper masa tenisi oynayan bi insan ama biz ona “hüşş çocuk, n’aber la bebe ehehu..” filan dedik hep sanki biz gençmişiz de o yunurtadan yeni çıkmış gibi. mert bize hep spin çekti, o zaman biz vuramadık topa, ama bazen de biz bi vurduk n’aber mert şiştin mi, yaş yetmiş iş bitmemiş ahahahahahsah ayh öyk. ben çocuğa bi kere “sen gençsin hadi koş topa!” bile dedim. brüt 4, net 3 saat maç yaptık, sonlara doğru özlem sıkıldı maç yapmayak dedi, biz resmen ankaralı olmuştuk, bu -yak ekleri, bebe’ler, set sonlarında misket havasından oynayışlarımız hep bunun göstergesiydi. sonra ben özlem’e “ya üff ne be, maç yapak la!” dedim. özlem hemen arkasını döndü ve tırıs tırıs içeriye gitti, ben o anı fırsat bilip mert’la maç yapıp 2 seti de ona verdikten sonra teselliyi özlem’in kollarında aramaya içeriye gittim. bi baktım özlem bana resmen trip yapıyor, gözlerini kaçırıyor, benle oralı olmuyor ve dahi varlığım uzayda bir boşluk kaplamıyormuş gibi davranıyordu. o dakikadan sonra küsüşmüştük. gıcık. eve gelince de barışmadık, ta ki dün ben banyodan çıkıncaya kadar. bana “saatler olsun tontişim” diyince ben hemen barıştım. o gazla beyazları, renklileri, siyahları yıkadık. vakvak yelleri izlerken ben ordaki çocuğunu kaçıran babanın üzgün taklidini yapınca özlem oyunculuk yeteneğime bir kez daha hayran oldu. ateve’nin sürekli yeni dizi çıkarıp dördüncü, beşinci bölümünde finalle sonlandırması konusundaki rahatsızlığını “halide edip’i harcadılar” sözleriyle dile getirdi. koza olarak kullandığımız battaniyelerimizin içinden çıkıp uyumaya gittik, kelebek gibi. eğer özlem kelebek olsaydı ağzının kenarında hep polen olurdu ve ben de ona işmar ederek sileceği yeri gösterirdim. eğer birisine öyle işaret edecekseniz onun yansımasıymışsınız gibi davranın, onun sağ tarafındaysa kendi solunuzu kullanın, tecrübeyle sabittir.

* * *

*soru çok kazık olduğundan jpg de çirkin, böyle bi bulaşıklı, ben sevmem ama soruya yakıştı, kalitesiz kağıt yaprak test gibi, aslında onu severim, margarin kağıdını da severim böyle frş fşsrs. /editlere gelesin/ cevap pazartesi’ye ama ben dayanamayıp erken de koyabilirim.

.

mutfak sandalyesi

Çarşamba, Ocak 23rd, 2008

bazen şu fani dünyada kendime ait bir çamaşır makinesine sahip olduğum kadar hiçbir şey şaşırtmıyor beni. akşamları mutfakta sigara içerken, çamaşır makineme bakıp içten içe bir sevgi patlaması yaşıyorum ona karşı. sonra hemen şey aklıma geliyor, söz temsil bu evden taşınacak olsam koca makineyi de taşıycam, uff o an bi stres basıyor beni, sanki ben taşıycam sırtımda. mesela bilgisayarım için aynı şeyi hissetmiyorum ama çamaşır makinesi öyle değil. çamaşır makinemin adı Ruhi Bey. bu adı ona blogumu açtığım ilk gün koymuştum, o zamanlar biraz cüretkarmışım anlaşılan, şimdi olsa imkanı yok bu adı kullanamam. çamaşır makinesi sahibi olmak garip duygular uyandırıyor bende, arabam olsa aynı şeyi hissetmem, ama çamaşır makinesi, vay be dedirtiyor kendime, o kadar büyüdüm mü ben şimdi. bulaşık makinem olsa da aynı şeyi hissetmem, bulaşık makinesi evlenicek kız çeyizi gibi bence. buzdolabı da aynı hissi vermiyor, buzdolabının içi kirli mesela, kimse temizlemiyo hehe, ama çamaşır makinesi her daim yumuşatıcı kokuyo, deterjan kokuyo mis gibi, canım ya, valla burda olsa sarılcam ha.

 * * *

sene 2024: mahalle pub’ında 13. evlilik yıldönümümüzü kutluyoruz, kadim dostlarımız yanımızda, bu şarkıda dans ediyoruz, ceysın garip dans figürleri yaptırıyor bana ama nasıl da romantik komediyiz. o alkışlar, “vuuu”ları yapan da pub sahibinin oğlu edım. neden 13 derseniz daha yaşlı hayallere gerek yok da ondan. 2011′de evlenicez ceysın’la, stand by’da bekliyo kendisi. hayallerimizden utanmamalıyız.

 * * *

tespit: gece 1 dolaylarında bulaşık yıkarken ve hemen arkasından sabah sandviçini hazırlarken hüzünlü klasik müzik dinlemek insana kendini çok garip hissettiriyor. ağlayasınız geliyor elinize hemen soğan alıyorsunuz, soğanı yiyorsunuz kütür ktür, ağlamanız boşa gitmesin, israf. hele pnar beyazı ekmeklerin iç yüzeyine sürerkenki o an, aynı film karakteri gibi, gereksiz bi tripler filan, biricik jones.

.

kuzu kulağı

Cumartesi, Ocak 19th, 2008

beraber viyadük,
biz bu yollardaa!

.

zorla güzellik merkezi

Cuma, Ocak 18th, 2008

.
.
.
.

mini spoiler: adam aslında androidmiş.
film hatası: androidler yemek yemez.
firili & fürülü: firi-li, fürü-lü. ne anlama geldiğine dair çalışmalar devam ediyor.*

.