talub

Perşembe, Şubat 7th, 2008

şöyle bi oturup güzelce ama bi başlasam iyice bi ağlayacakmışım gibi. içimde bir sıkıntı var version 3.2: beli sıkan pantolon. mutfakta sigara içmeyi annem icat etti. babam markette ucuz fotoğraf makinesi görmüş, “bence alma” dedim ama bence alıcak. ojeyi kim icat etti bilmiyorum ama az önce gene değişik bi renk sürdüm: filormar 246. flaş flaş flaş! bazı gızlar filormar 246′yı bulamadıklarından şikayet ettiler, dünya bijuteri birliği federasyonu olaya el koydu. özlem en son “dudaktan kalbe” izlerken görüldü, yarın günlerden neydi, ıhhm yarın gene bi dizi var, o zaman yarın özlem’i gene aynı kanepesinde görücem demektir. do’dan sonra re bemol’e gitmiyor parmaklarım, moralim bozuldu azıcık. yetişemiyorum yetişemiyorum ellerim kollarım bir şeyler yapıyor ve ağzım hep “peki, tamam, olur, evet, hı hmm” diyor ve kafa sallıyor, hay hay diyor, ayak uydurmaya çalışıyorum, hah daha çok koşayım daha çok yorulayım daha daha iki dakika durmamalıyım, hı hmm, evet, oluuur, uykum var, yok uyumıycam bi sigara daha içicem mutfakta, mutfakta sigara içerken sol kolu sağ kolun dirseği altına almayı annem icat etti, şimdi bi bunalıcam o olucak. yolda yürürken bir iki ayak parmağım donuyor, beremden dışarı çıkan saçlarımın estetik ortalaması kimsenin umrunda değil -ben dahil. periyodik sancılarım, giriş yan taraftan pliiz, çıkarken içimi örtün lan, lan lun lun, bilinçaltım gizli kamera sistemiyle donatılmıştır, kaza süsü vererek naklen yayın yapmaksa tam benlik, dağlar kadar fark, dağlar kadar fark, gülhane bilgisayarlı el falı scanner’ına jüri özel ödülü, tebrikler doğru bildin scanner, eski halimle şimdikisi arasında dağlar kadar fark var, uğurlu sayımsa hala dokuz, uğurlu parçam hareketli parçalar, içimdeki dokuz yaş konuştu: “aa bu çalan benim parçam :D çok hareketli yerimde duramıyom ama ilerde şimdiki halimle ardamda dağlar kadar fark olcak :.(” scanner’a jüri özel hareketi, şraaak! (yoruma açık) forehand’e topu dirsek altında saklayarak kesme servis at, karşı taraf topu öküz gibi kaldır, backhand bi çak! yaratıcı yazarlık seminerine hoş geldiniz, siyah kemik gözlükleriniz tamam ama “ben yazar olcam” diyen dilinize biber sürcez, ilk ders bu. horozla daktiloyu eşleştiren siyah kemik gözlüklü gız beynimin içinde bi kez daha gonuştu: “hocam ben özellikle horozla daktiloyu eşleştirdim çünkü ikisi de eskiye dair.” offff, hof. bu gız gafasına yumruk istiyor ama toyluğuna veriyorum, muhtemelen daha on dokuz yaşında ve embesil. g g g g! çok zengin olduğum için g’yle gonuşuyorum, parası neyse veriyorum sonra. enstrüman: küçük dil, stüdyo kiralayıp içinde gönlümce bağırcam, şuğanda olmaz alt kaltta pınar uyuyor. şöyle bi boş vaktimde oturup bi güzelce başlasam gerisi gelicek kesin, hissediyorum. talub.

.