on the phone
Cuma, Şubat 8th, 2008
- iyi günler, özlem hanım’ı aramıştım.
- kendisi şuğanda kesinlikle burda değil, öldü o.
- ben kiminle görüşüyorum?
- rükşan ben. özlem’in yerine geçtim.
- aa çok tebrik ederim, ölüm haberini alır almaz mı yerine geçtiniz?
- yok zaten arkasından ben iktirdim, 2. kattan attım.
- elinize sağlık, yeni kimliğiniz hayırlı olsun rükşan’cığım. işallah özlem’le yakalayamadığımız dosluğu senle yakalarız.
- tabi neden olmasın, adımdan da anlaşıldığı gibi çok rükşan biriyimdir.
- ya özlem akşama pilav yapsana.
- tabi yaparım ama lütfen bana rükşan de! o sümsüğün adını bile duymak istemiyorum.
- ay çok özür dilerim rükşan’cığım, bu arada akşam tayyar gelicek belki.
- tayyar’ı tanımıyorum ama tabi gelsin. o da bir hero anladığım kadarıylan. bana biraz ondan bahseder misin?
- “hello daaarliıııın” diyişiyle ün yapmış, über güçlere sahip bir hero, en büyük özelliği de 2 sn içinde tumanını giyebilmesi.
- hmm, bayıldım doğrusu, akşama tuman partisi verelim o zaman.
- neden olmasın rükşan’cığım, sesinden anladığım kadarıyla tam olarak özlem’in ebatlarındasın, özlem’in tumanlarından veririm sana.
- evet o gerzekalının her şeyi benim olmalı.
- oldu bile.
- tenks daarliiıııııın, görüşürüz.
- bye rükşan.
ertesi sabah:
- alo özlem n’apıyon?
- ya üf kaç defa diycem ben rükşan!
- !
- ?
- ..
- ?
- ?
- ?
