salvo

Cumartesi, Şubat 9th, 2008

umutsarıkaya’nın büdümcük dudaklı adamlarından galiptekin çizimlerine geçişim hayırlı uğurlu olsun, etrafımı bol bol tarayarak başlıyorum. işin kötü yanı ben bu taramalardan hoşlanıyorum, tata tata tata tata! su kesintisi era’sından kalma bir su bidonunun içindeki iki bakterinin aşkı, coming soon! romantik komedilere gerçekten dayanamıyorum, kalbim ağrıyor, aa kalbim, hadi sen git yat, sana işimiz düşerse biz seni arıycaz. insanın kendini bilime vermesi gibisi yok valla, söz temsil tam “çocuğa bak ne yakışıklı!” diycem, aklıma dna diye bir şeyin varlığı geliyor, vazgeçiyorum hemen, birisine mi bağırdım, neden yaptığıma da anlam veremedim mi, “kesin var ya hormonlarım yüzünden” diyorum. her şeye deva/bahane buldum da, düşünceye karşı koyamıyorum. birisi bir şey düşünüyor ve kalbime bir ok saplanıyor, hello eros, go and f*ck yourself. yani bundan nasıl etkilenebildiğime şaşıyorum, tamam bak panik yapmıyorum, t=zaman, beyin=beyin, zaman olduğu sürece beyin n’apıcak, düşünücek, aynı şeylerin düşünülmesi de olası, fikirlerden bahsetmiyorum, onların etkileyici olması mantıklı fakat kendimden başka birisine değil açıklama gereği, anlatma gereği bile duymadığım, benimle birlikte olduklarının farkında bile olmadığım düşüncelerimi bir başkasında görmek, duymak, sezmek, bu beni çıldırtıyor. aynada başka birini görsem bu kadar şaşırmam.

sen daha hala yatmadın mı.

.