archive for the 'ben yaptım' Category

distances v)

Pazartesi, Nisan 21st, 2008

cennet değil bilim adına, kamacı’dan 100 almak hayali uğruna doğruyu bulmak. “hocam bunlar gerçek hayatta ne işimize yarıycak?” diyen dillere büber sürmek. kara tahtaya sınav süresinin yanına “dünyada ölümden başkası yalan” yazmakta, kağıtları “afiyet olsun” diyerek dağıtmakta haklıymışsınız hocam, nitekim oldu. her anahtar problemi çözecek diye bir şey yok. ahaha soyçi bana göz kırptı, kesin benden hoşlanıyo!

.

distances

Çarşamba, Nisan 16th, 2008

i) iki nokta arasındaki en kısa mesafe -bilindiği gibi bu ‘en kısa mesafe’ teorik olup, gerçek mesafe ölçümleri bu değerin üstünde gerçekleşmektedir- benim için hiçbir zaman doğru olmadı. [bu mesafenin onaylanması, yol, yer üstü ve bilinçaltı lokasyonunun yapılması hususunu uygun görüşle, takdir ve tensiplerinize arz ederim]

ii) herkesin mutlu mutlu yemeğini yediği masada, garsonun getirmeyi unuttuğu sipariş gibi hayallerim, iptal edin lütfen, artık istemiyorum. [mantık müdürlüğünün 16.04.2008 tarih ve 1040 sayılı olur’ları ile -benliğin kaldıramayacağı derecede yorucu olması gerekçesiyle- “çapraşık hayaller” olarak terk edilmiştir]

iii) tam iki nokta arasındaki en kısa mesafeyi buldum derken, gördüm ki o ‘doğru’ değil, asistoliymiş. [elektro şok seferlerinin iptal olması sebebiyle, hayalleri elinde kalan atonik arkadaşlar, biletix’e gidip hayallerini geri vererek ruhlarını geri alabilirler]

iv) iki nokta arasındaki olması istenen mesafe bir ütopyadır. [üç nokta]

.

it’s true that i can

Pazartesi, Mart 24th, 2008

.

kaldırım kenarı masada oturmak

Çarşamba, Mart 12th, 2008

- ama çalışmıyo hocam..
- anne ben tavşanı sevice-e-e-e-e-m!.. (patı patı koşarak)
- atasözü mü o? atasözüne baaaaak!..
- git yaa..
- e-mailleri aldın mı sen?
- 7. cadde’ye girdiğiniz zaman bi çağrı atın ben sizi ararım.
- gelip geçiyolar mı bilmiyorum.
- e heralde o küçük tavşan hiç büyümüyo.
- cık cık.. (cıkcıklama sesi)
- şeye doğru gidiyo..
- murat’a da al benden bi kola..
- şu gelen daha güzel valla hepsinden..
- parçalamaya gidiyoruz biz! (elinde köpeğinin tasmasıyla)
- başka bir şey istiyo musun?
- şey yaa..
- ya ben sana kaç lira vericem?
- taak tekmeyi bi atıcan sonra vericen..
- en son muğla’ya gittiğimizde çok güzel yağmıştı.
- yalan mı?
- ben buna kartpostal olayını söyledim burdan geliyor bu olay lan..
- akıllı biriyse olmaz zaten yani..
- ne desem yalan şimdi..
- kapıya tekme vuruyor..
- dışarı çıkcaz ya orda oturmuş şeydi sanki..
- düşünsene onun psikolojisiyle..
- şimdi o iş garanti yaa, bu işi halletmemiz lazım..
- yav çok güzel bi kızdı tamam mı..
- atıyo atıyo..
- bi gün yani geldik şöyle bi alışveriş merkezine..
- bi bakarsın yetişiriz yav..
#don’t stop move your body# (arabadan gelen müzik sesi)
#ıptıs ıptıs uptıs ptıs# (diğer arabadan gelen müzik sesi)
- biz konuşuyoduk var ya..
- 2. el arabalarda alım satım vergisi yok heralde..
- ben mehmet ali’yi ararım..
#fışır fışır fışur fişür# (poşet sesi)
- allah allah..
- iyi ki çocuğum yok..
- çmtpakh! (dil damağa değince çıkan ses)
- hep küçüklüğümden bebekliğimden beri..
- burdan çekiyo..
- öhhhö öhüü.. (öksürük sesi)
- burası güzel di mi? hangi dondurmacı..
- benim olsun mu?
- offf, şuram ağrımış..
- site deel site, bina..
- ata, hadi başlayalım mı?
- oğlanın birini sevgilim zannetti..
- şimdi olmaz dedi ama..
- meeerveeeeee, hahahahaha!..
- kızla görüşemediler sonra..
- dişleri görünüyo dişleri..
- şefırt* tarzı mı? (*tam olarak anlaşılamadı)
- aaaaoooh!
- şişşşşşşt!
- aynı ki, yoo bizim yerimiz oraydı ki..
- nereye yürüyim abi nereye?!^+% (arabasından dışarı çıkmış sürücü sesi)
- ikisinde de olan şey dedim..
- yaa şunu bi kaldırsanıza resmini çekicem..
- o-hooo serdar, sen bana bi şey ısmarlatmıyosun, bi şey yedirtmiyosun..

stenograf: küçük kehribar

.
.

tespit: en çok ya ve yaa diyorlar, galiba.
tespit: bütün insanlar için aynı konuşma çizgisi kullanılmıştır, çünkü bir süre sonra şeyi anladım, insanlar sadece geçip giderken, cümleler oldukları yerde kalıyor. [kelimeler kıyafet gibiymiş, kaldırımda (orda, burda) duruyomuş, gelip geçenler eline attığını üstüne giyip iki adım sonra çıkarıyomuş gibi mesela, bence anlatamadım]
tespit: kendi evrenimde kendime stenograflık yapıyorum.

.

run!

Cuma, Şubat 22nd, 2008

sonra ben kaçtım. hadi ben kaçtım bye! gibi. seven of swords çıktı falımda, tehlike, danger, gefahr! burıyı geçenler vurulucaktır, eğer ölmezlerse tekrar vurulıcaktır! geri dön meğlika, oh bebeğm, geri dön oralardan geri dön lan! olmaz öyle şey, paintte yazdığın tüm belki’lerin üstünü karala, olmaz çünkü olmaz çünkü olmamalı.

* * *

rüyamda sürekli dalgalar var ama boyu abartmıyorum bizim bina (205 feet) kadar! dalga tam da o kırıldığı yerden beni hoop içeri alıyor, ben bu konuda çok iyiyimdir, dalgaya yatma konsunda, özlem o konuda daha da iyidir, beni özlem eğitti, bi de abim -her ikisi de bacaktan kaldırıp dalgaya çarptırma tekniğini kullandı-. şimdi dalgaya önce diklemesine dalarsın fakat kırılma noktasının neresini olduğunu iyi bilmen lazım. dalga flşflşrflf olmadan dalga altına dalarsan diğer taraftan bir yunus gibicesine çıkabilirsin. ikinci dalgada vücudunu bir sörf tahtası gibi kullanarak dalganın üstünde kayarak gidersin. eğer fantazi yapmak istiyorsan üçüncü dalgada kendini geri geri bırakarak dalganın flşflşfrlfşfşf kısmında kaybolursun. ağzına burnuna kum kaçarsa üzülme, doğal bir peeling işlemidir tüm bunlar, işte şimdi daha da daha da daha daha ahahaha çok güzelsin!

* mini politik öykü *

öğlenleyin tayyar’la armada’ya gitmiştik. dönüşte taksici amcaya dedim ki “tepeaoğ’ya gidicez” dedim. adam “asdgjkas?” dedi. ben “hıö?” dedim. “dhjkağa’ya mı diyon?” dedi. “hee, tepeağo dedim ben de” dedim. gözüm soru işareti ve ünlem dolmuştu. iki dakka sonra adam “ya siz tepeağo’ya mı gidiceksiniz?” dedi. ben de “ee, eveeeet.. öyle dedim ya” dedim. “ya ben de ce-ha-pa’ya gidiceksiniz anladım iyi ki sordum bak” dedi. “ben ce-he-pe’ye cehepe dediğim için sizi anlamadım” dedim. adam gene söylenmeye devam etti. eğer cehepe’ye cehapa demeseydi çok iyi bir dost olabilirdik. dostlarımla aramda ideolojik ayrılık olmamasına özen gösteririm.

* * *

her kötünün içinde bir kötü, geriye kalan kötülerin içinde gene bir kötü vardır.

.