archive for the 'enteLLektüel diyenleri o fazladan L'yle sopalayan adam' Category

assignment#3

Pazar, Mayıs 6th, 2007

soru: eğer dünya adlı bir gezegende, güneşli bir haftasonu geçiriyor olsaydınız, neler yapardınız, hayalinizi bir matrisle ifade ediniz. (25 puan) başarılar!

*dünya’nın güneş etrafındaki yörüngesinde bir tur yapması 1 yıl, 365 gün 6 saat sürmektedir. hafta 7 günlük bir zaman dilimini, haftasonu 7 günlük zaman dilimine ait -genellikle tatil yapılan- son iki günü ifade etmektedir.

açıklama: dünyalıların haftanın 7 gününün 2’sini tatille geçirdiğini göz önünde bulundurarak, kaygısız ve keyiflerine düşkün yaratıklar olduğunu varsaydım. bizim gezegenimizde içtiğimiz tamamen bitkisel ve vitaminlerle desteklenmiş ruşvaş çayının aksine, vücuda zararlı ya da yararlı olduğu hâlâ tam olarak kanıtlanmamış, koyu renkli, kahve adını verdikleri bir içeceği içtiklerini hayal ettim. bu yaratıklar muhtemelen saçma sapan çoğu şeyi yapmaktan tarif edilmez bir mutluluk duyacaklardı. örneğin, yeri gereksizce kaplayan yeşil renkli bir bitki örtüsü olan, çimlerde oturmak gibi. kendilerini biyolojik olarak meydana getiren kişilerle saçma bir bağları -buna duygusal bağ diyeceklerine eminim- olacak, aile, arkadaşlık adını verdikleri karmaşık ilişkileri benimseyecekler, bu kişilerle sırf yanyana olmaktan ilkel bir zevk duyacaklardı. hocam, bu ütopik cevabımı aşağıdaki tırnak içi sözlerle okursanız, kendimi daha iyi ifade etmiş olacağımı düşünüyorum. umarım ingilizce biliyorsunuzdur da ordan artist gibi görünmüyorumdur sevgili hocam. saygılar.

… we have to know perfectly well that the whole thing is nonsense, and then, while reading, believe every word of it, we may find that we’re a bit different from what we were before we read it, that we have been changed a little, as if by having met a new face, crossed a street we never crossed before. but it’s very hard to say just what we learned, how we were changed.

the artist deals with what cannot be said in words.

… the truth is a matter of the imagination.

Ursula K. Le Guin

not: sınav boyunca D-503 benden kopya çekti. bunu size söylemem gerektiğini düşündüm.

.

l’herbe rouge

Cuma, Nisan 27th, 2007

meraba boris, bi ouapiti’m* bile yok.

*ouapiti çok önemli bir şeydir. ne olduğunu bilmediğim bu şey, insanın hayatta en çok neye sahip olmak istediğiyle değil, hayatta en çok neye sahip olmak istediğini bilmesiyle ilgilidir bana göre. düşünsene, senatör dupont’a (kendisi bi köpek) “hayatta en çok neyin olmasını istersin?” diye soruyorsun, “bir ouapiti” istiyor. ne istediğini biliyor.

şimdi bi ouapiti olsa da yesek.. (oh girlie, please ya lüffen ne diyosun sabah sabah)

.

dışa vurma teknikleri

Perşembe, Nisan 26th, 2007

senin sahnen. rolünü, kostümünü ve tiradlarını baştan sona kendin hazırlıyorsun. rol kesmekten bahsetmiyorum. elindeki malzemeleri optimum verimlilikle kullanarak kendini en iyi şekilde ifade edebilme çabanı kastediyorum. i-fa-de. seçenekler mevcut: a) i fade b) i fake c) i am. doğru cevap şudur, şöyle yapacaksın diye bir kural yok. üstüne yakıştırdıktan sonra hepsi makbul. işte blog yazmak bence böyle bir şey. [edit: aa, bu paragraf “blog insanın kendine yakışanı giymesidir” oldu! pıfh.]

* * *

bugün de tüm dünyayı seviyor, bunun sebeplerini araştırmıyorum. sevmek “hoş ve yararlı bir fonksiyon” olsaydı, insan olmazdık. “sayı” olurduk. [kulakların çınlasın zamyatin]

.

hepimiz banu alkan’ız, hepimiz afroditiz

Pazar, Ocak 28th, 2007

scum[1] zaten bir kere yazıldı. akıllara durgunluk verici bu manifestoya google’dan kolaylıkla ulaşabiliyoruz. valerie solanas’ı yargılamadan önce, okurken bizi dehşete düşüren trajik hayatını göz önünde bulunduruyoruz. biz bunu her yazar için yapıyoruz. valerie solanas’ı sevmiyoruz.

biz, her şeyin belirsiz ve her şeyin mümkün olduğu, sinik ve “bir tek ben bilirim”ci bir söylemi geçirmek yerine, söylemlerarası ya da daima “öteki söylemi gözeten” (heterodiscursive) bir tavır benimseyen; her şeyi kapsayan üst-söylemlerden kibarca sıyrılan; kimsenin duygularını incitmeyen kadınları[2] seviyoruz.

biz böyle kadınların var olduğunu biliyoruz. bu yüzden başlıklarımızda ironi kullanmaya elimizi korkak alıştırmıyoruz.

bu yazı bir bilgilendirme yazısı değildir. -sadece- sizi keyfiniz elverdiğince araştırmaya teşvik etmek için yazılmıştır. (feminist var, feminist var.)

.
.

[1]society of cutting up men
[2]ursula k. le guin

.

choose your bullet & shoot!

Pazar, Ocak 14th, 2007

cümlelerin altını kurşun kalemle çizmek.

blog cümlelerinin altını kurşun kalemle çizmeyi istemek.

elimizi kana bulamadan, bedavadan öldürmek değil midir bu.

.

(…) bülent somay bir ara güzel bir şey demişti bir dersinde, unutmam. konu da egoydu. egonun, içerden ve dışardan geleni ayırt edebilmekte başarısız olduğunu söylemişti. o aklımda kalmış. doğru bildiğin. o bükemediğimiz egoyu etrafa yansıtmak yaptığımız şey, çirkinlik yani. kendi çirkinliğimizi, kendimize sevgisizliğimizi etrafa yansıtıyoruz. başkasına attığımız bok aslında kendi sıçtığımız yani. saldırdığımız, aşağıladığımız dışarısı aslında sevemediğimiz, kendi çirkinliğimiz. başkası sebep oluyor sanıyoruz, bunaldım. (…)

by: lenore
.