archive for the 'petrol var ve ben içiyorum' Category

senden çocuğum olsun istiyorum

Cuma, Haziran 27th, 2008

[bu haftaki ekstra mesai saatlerimin 4. gününün sonunda, 20.18 cuma]
ekstra on iki saat, oniki, twelve, zwölf, xii
4 gün önce çizilen gif
4 gündür sol gözde aralıksız seyirme
pazar günü batman

.

good-for-nothing

Cuma, Mayıs 16th, 2008

v.1.
çizgiyi severim, çizginin her türlüsünü, çizim konusunda keşfedilmeyi bekleyen süper yeteneklerim olduğunu da düşünmüşümdür zaman zaman. mesela şeyin hayalini kurarım: böyle çizimle ilgili bir ders alıyorum ve hoca diyor ki, önünüzdeki kağıdı çizgilerle doldurun, sınıftan çıkıp gidiyor. herkes birbirine bakıyor, bazıları [trans halinde dil dışarıda] harıl harıl çizgiler çizmeye başlıyor, bazıları şaşkınlığını korurken bazıları çevreden gördüklerini taklit edercesine bi şeyler yapıyor. işte ben bu çerçevede apayrı bir yerdeyim. kağıdı irili ufaklı noktalarla dolduruyorum, kağıdıma bakıp “ya hoca nokta değil çizgi çizin demedi mi?” diyenlere “hıh”lıyorum. “ya önünüze dönseneniz, sana ne” dercesine çalışkan ilkokul üç öğrencisi tavırlarıyla kağıda kapanıyorum sinsice. sonra hoca usulca yanıma geliyor, kağıdıma bakıyor ve sonra bana bakıp “evladım sen ne anlatmak istedin?” diyince, ben yapıştırıyorum cevabı: “hocam hangi sandalye?” işte risk budur.

v.2.
ay az önce dayanamadım finali farklı yaptım ama asıl cevabım şey olucaktı: hocam ben çizgilere onları doksan derece dik kesen düzlemden baktım bu eserimde. [hayale gel, yazınca hiç beğenmedim, artık yeni hayalim “hangi sandalle” cevabı olucak]

v.3.
- yavrum neden diferansiyel denklem problemine cevap olarak sandalye resmi çizdin?
- hocam hangi sandalye?
- iyice aklın gitmiş senin.
- bence riks budur.

* * *

insanın odtü iktisat mezunu arkadaşına “bana euro al” diye eft yapması çok komik ahahhaha, resmen hunhar ve adicesine bir over-qualification operasyonu, zayiat. [şeye de benziyo: alo mikrosof? benim mavs bozuldu.]

hala yeni kontur almadım, artık konturlu birisi olmak istemiyorum, yaş oldu bayağı bi oldu işte, faturalı ve kalantor bi insan olcam, 532′li hat ve golden number* filan. [*yazıldığı gibi okurum]

kredi kartı ödemesini yaparken 16 haneli numarayı ezberden tuşlama esnasında doğruluğundan emin olma yöntemimin tuşların tone’larını müzik gibi dinlemek ve piyano çalar gibi tuşlara basmak olması da komikcesine.

ayın 15′ine yakışır bir takım yazılar oldu bu seri.

* * *

mesela dünyanın en gizli bilgilerini, şifrelerini filan giricekmişim bilgisayarıma, aynı lost’takilerin o sayıları girdikleri gibi, çok havalı di mi, ama bilgisayarı ayak başparmağımla açıyomuşum. [buraya bi 10 dk güldüm] sağ ayak başparmağı çorap altında böyle sevinçli, ürkek, piti piti. [10 dk derken sürekli değil, aralıklarla]

* * *

click to enlarge

- mehlika, şey kuyusunda operasyon vardı ne oldu o?
- hmm.. müdürüm şey, şaban ustagil bilye oynarlarken içine düşürmüşler kuyunun, tam anlayamadım.
- ama olmuyo mehlika, on işi birden yapmalısın, hızlı olmalısın.
- işte sonra mandrake usta gelmiş, şaka yapcak ya tavşan atmış kuyuya.
- gerekirse cepten ara onları, cepleri cevap vermiyosa evden ara, evden açmıyolarsa polis çağır, zabıt tut.
- mandrake o arada bissürü renkli mendil çıkarmış şaban ustanın kulağından.
- bunlar sana anlamsız gelebilir ama yapıcaksın, mühendis (6) demek köle demektir.
- sonra hep gülmüşler, çok eğlenmişler, ben de gitcem.
- sana verdiğim diğer beş yüz milyon işi yapmayı da unutma.
- bence tavşan ve diğer ustalar kesin harikalar diyarında..
- dur sekiz yüz elli üç tane daha manasız iş vericem sana.
- bana alis diyin müdürüm.

* * *

şapkasından 62 çıkarabileceğine inandığım bi adam var.
[i still believe - by börtni spiırs]

.

449 A4

Çarşamba, Şubat 20th, 2008

fotokopileri elime aldım böyle sıcak sıcak, makineden yeni çıkmış, liseli kızlar tutar ya defterlerini şöyle bağırlarına doğru, kalbim bi ısındı sıcacık, sanki fırından ekmek almışım da eve doğru gidiyormuşum gibi, kapak sayfasının tepesinden biraz koparıp yedim, şuğan çok mutluyum.

.

reminders for wednesday

Pazartesi, Şubat 18th, 2008

biten tuvalet kağıdı, civilization is not equal to medeniyet, kaybolan saatlerin dayanılmaz mağlubiyeti, biraz daha gülelim, sen her şeyi çok biliyon, aynı cümleyi başka seslerden okumak, buzdolabındaki mamut, pirinç megatronunun gözümü ağlatması, rüyada karı eşeleyerek bulduğum siyah pullu çizmelerin zeki müren’in olması ve dahası çizmelerin içinde bir adet zeki müren olması, anlamlı cümlelerine kavuşmayı bekleyen tüm bu şeyler benim hatırlamam içindir, soğra gelicem yani, cumaya gittim gelicem gibi bi şey, yatağa yatınca dize kadar sıvanan paçadan çorba, göbeksiz erkek, poposuz kadın, bunlar şimdilik out of scope. 430 küsur sayfalık rezerv bilgileri kitabı (6 nüshasıyla birlikte) çarşamba günü çıkıyor, petrol işleri bırak bu işleri ashgashdfsahgdf. pigm’den bunları okuyan varsa en derin muhabbetlerimle bye.

ps: conkil’e bak!

.

yün fanila & ıhlamur

Cuma, Kasım 30th, 2007

bi şey soracak, alo diyor, telefon açıyor, tamam. tarif ediyorum, bak önce bölgelere, oradan trakya rapor, oradan günlük raporlar, sonra kuyu gün raporu, oradan da kuyu gün verileri liste’ye tıklayacaksın diyorum, her şey gayet açık, hemen “bi gelir misin mehlika?” diyor. ya sen soru sordun, sen gel, ben senin odana gelmek zorunda mıyım! üstelik bunu hep yapıyorsun. diyorum bak, tane tane anlatıyorum, ”kuyu gün verileri list..”, “mehlika bi gelir misin??” kafana mehlika kadar taş düşsün! başkent hastanesi kulak burun boğaz ekibine bana 17 aralık gününe randevu verdikleri için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum buradan. kurum doktorumuza ise bana son iki seferdir 1000 mg’lık antibiyotikleri dayadığı için özel teşekkürler, gerçekten çok işe yaradılar bence. kronik faranjit, şerefsizin en önde gidenisin.

“alo fatma hanım, odanıza filan gelemem, siz soru sordunuz, siz gelin! -ÇTOK!-” inşallah o günleri de görürüz.

.