archive for the 'petrol var ve ben içiyorum' Category

volümetrik hesaplar

Salı, Şubat 20th, 2007

bugün turnikeden geçerken kart okuyucuya sıkı sıkı ördüğünüz saçlarınızı okutmayı öğreneceğiz. siyah bond çantalar. kahverengi bond çantalar. gri bond çantalar. buyrun zeytinli poğaçanız. asansör düğmeleri, 4. katlar, 11. katlar ve 18. katlar. günaydınlar, günaydınlar. buyrun duble çayınız. bugün excel tablolarından uçurtma, koridarda yankılanan yüksek ökçe seslerinden uçurtma kuyruğu yapmayı öğreneceğiz. saçınızı açın. bu olmadı, bu, bu ve bu da olmadı! ah, ne güzel olmadı. bugün bütün dataları revize etmemeyi öğreneceğiz. bugün bütün deterministik ve stokastik hesapları bakkala pirinç almaya göndereceğiz. bugün bütün bilgisayarları formatlayacağız, klavyeni kır, kalemini aç yavrum. bugün kümeleri değiştirip, sizi özelikle o hoşlandığınız çocuğun yanına oturtacağız, tırnak kontrolü filan yapacağız hatta. yerli malı günü düzenleyip, tüm binayı mandalina kokusuna boğacağız, genel müdürün elleriyle yaptığı keklerden yiyeceğiz. tüm bunları yaparken maliyet analizlerini hiç ama hiç düşünmeyeceğiz. banknotlardan çekirdek külahı yapıp, kumaş mendillerimizi dört bir yanından burmak suretiyle kafamıza geçireceğiz.

sonra… hep beraber oturup, blog yazacağız! hahaha, daire başkanı bilgisayar başına oturup bloguna çiçekler filan koyacak. “sevgili günlük, bu ay üretim % 81 oranında gerçekleşti, genel müdür bana çok bağırdı, kafama kül tablası fırlattı :.(” filan yazacak! çaycı mesela, şey diyecek “1103 numaralı odaya uyuz oluyorum, insan 15 dakikada bi çay ister mi yaaaö! fiş parasını da hep unutturuyo pis >: (” hahahaha! sonra müdürüm gelicek yanıma “remedyos son yazını okudum çok güzeldi, aferin” diycek, kafamı okşıycak ve kulağıma usulca “bi ara bana da link versene ; )” diycek! ahahahahahaa! oley! bütün büyü bozulacak! ilk paragrafta çocukluğumuza doğru gidiyoduk, ne güzeldi di mi, ayyy ne güzeldi yaaö, çok afedersin ama yanıldın! güzelmiş! yarın seni ilkokula göndersek zırlaya zırlaya geri dönersin, hastaymış numarası yaparsın. dışarıda hava çok güzelmiş, dersi dışarıda işleyebilir miymişiz? hayır çocuğum, otur bilog yaz! altıkeredokuz, ellaltı. yedikeredokuz, altmışüç. yerli malı güzeldi ama o ayrı. bak benim de canım kısır istedi şimdi. önne dön!

.

sevgili günlük

Perşembe, Şubat 1st, 2007

burda bi çaycı var, günlerdir bana çay fişi satmak için ölüyo. bi tane iyi çaycı var, o “sorun değil” filan diyip geçiştiriyo, nasıl olsa misafirim diye. diğeri de gelip gelip “fişi şimdi mi sonra mı verceksiniz?” diyo. ay kaç defa dedim, benim fişim yok! az önce gene “ben size fiş getiriyim”, dedi. “getir”, dedim.

15 mayıs ‘06, adıyaman

işe başladığımdan beri, günde minimum 66 cc çay içtiğimi varsayarsam, toplam 49.6 litre çay içmişim demektir. emekli olana kadar minimum 1224.8 litre daha çay içmiş olacağım. ne o öyle ya, devlet buna bi şey yapması lazım.

yeminle: kanka sana yeminler ederim ki sabah önce bu postu yazdım ve sonra sayfana baktım ve son cümlelerimizin benzerliği bana dehşetlerden dehşet beğendirdi! holi şit dedirtti! şoke oldum, çıkınca çaldırcam.

.

gunluk_uretim_raporu_361

Çarşamba, Aralık 27th, 2006

batı palamut sahası otp arızası nedeniyle 3.5 saat stop kalmıştır.

doğu danagöz sahası teiaş enerji kesintisi nedeniyle 2 saat stop kalmıştır.

güney emmioğlu sahası çok çirkin ve bunalımda, bu nedenle tam 56 saat stop kalmıştır. şaka lan 6 saat.

kuzey jelibon sahasında uygulanan jel uygulaması çok kötü ya :.( haha, sanki okuyon raporları, n’aber?

ponpini-munay sahasında işçiler isyan çıkardı, kuyu başında mangal yakmışlar, rakı-balık felan nedeniyle kuyu tam 8 saat stop kalmıştır. yarasın, nazdarovya!

güney fatality-5 kuyusunda baş sondör’ün doğum günü sebebiyle sondaj operasyonuna ara verilmiştir. iy ki doğdun mahmut ustaaaa : )

benyaptim.org-9 kuyusu yüksek basınç sebebiyle patladı. üstümüz başımız hep petrol oldu. n’apcaz bilmiyoruz. güney fatality-5 kuyusundan mahmut usta bekleniyor.

arz ederim.

.

423 centipoise’luk teknik problemler

Salı, Kasım 7th, 2006

aklım almıyor. nasıl olur da ağır petrolün viskozitesini 1 alırsın aklım almıyor! şimdi amerika’da hangi şirket için çalışıp ayda binlerce dolar kazanıyorsun bilmiyorum ama ben burada sana sinirli bir şekilde hapşuruyorum. hapşurmak. hapşırmak. hoapşırmak. çünkü burnumun tam orta yerinde sürekli kaşınan bir şeyler var. tamı tamına 6 test var burada ve sen hepsinde viskoziteyi 1 almışsın! burnum sinirleniyor, burnum ay ay ay burnuoom, bak gene kaşındı sinirden ama hapşuramadım. ne bileyim biraz daha dikkatli olabilirdin ve ben bu saatte senin eskiden değerlendirdiğin bu testleri yeniden değerlendirmek zorunda kalmayıp hala mesaide olmamış olurdum. çok düşüncesizsin. umarım kulakların çınlıyordur, yok yok, umarım şu anda burnun hapşıracakmış gibi gıdıklanıyordur. ellerin, ayakların üşüyodur, burnun akıyordur. -insanlara beddua etmemeliyiz, panik yok, bunlar saylanmaz- yeter artık, huf, beni evime götürecek olan şoför bey amca nerde.. haa.. hoaa.. ayh! hapşuramadım. çok hapşuran çok yaşayacak veya çok çalışan çok para alacak diye bir şey yok. p ise q, q ise p. bunların hepsi yalan.

.

pamuklu rüya

Pazartesi, Kasım 6th, 2006

[bu rüyayı gerçekten gördüm]

rüyamda orhan pamuk’la aynı asansördeydik. önüme dikildi ve “8. katta inicem kenara çekilsene” der gibi bana baktı. ona çok gıcık oldum. ben normalde 11. katta inecektim ama sırf altta kalmamak için “biz de 8. katta iniyoruz herhalde!” dedim. ters ters bakıştık. sonra uyandım işe geldim, poğaça filan yedim, bildiğin şeyler. bugün pazartesi ve benim çok işim var, görüşürüz.

.