mütemadiyen

Pazar, Ağustos 20th, 2006

dayan küçük domatis

canım sıkılıyor. çirkinim. -gözlerini belertip, here we go again bakışı fırlattığını gördüm!- aklımda üstüne uzun uzun düşünülüp gene de bir sonuca bağlanamayan en azından dört konu var. rakamla 4. rakamla 5 de olabilir, bu aralar her an her şey olabilir. uykum var. göbeğim var. hohoho diye gülüyorum. hohoho diye gülmemi istemiyorlar. hohoh. hoh. yo hayır gülmedim, cama buhar yaptım. çünkü mutluluk buğulu cama güneşi çizebilmektir. bunu ortaokulda öğrendik. ayrıca hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez. size kalbim kadar bu temiz sayfayı ayırdığım için bir şey değil, ne demek, gene gel.

annem dedi ki “senin yerinde olmak isteyen kaç kişi var yavrucuğum. türkiye’nin geleceği çok karanlık, devlette çalıştığın için çok şanslısın inan. işini lütfen küçümseme, işini sev ve değerini bil. bak mesela ben hemşire oldum. yapıma uygun bir meslek olmadığı halde işimi her zaman hakkını vererek, titizlikle yaptım.” annem bunları söylemeden önce scotchundan derin bir yudum aldı. annemin bu sözlerini duyan babam sessizdi. pek bir şey söylemedi. ben tam olarak 3 şey söyledim. yazıyla üç. daha da açacak olursak söylediklerim şunlardı; gak, guk ve gak. o sırada bye bye happiness çalıyordu.

arizona dream’deki balık yanımdan geçti. sonra arkasını dönüp bana şöyle bir baktıktan sonra yanıma geldi ve “seni tanıyor muyum?” diye sordu. “hayır” dedim. “seni birine benzettim, kusura bakma” dedi ve gitti. rakamla 10 saniye sonra tekrar yanıma geldi ve “seni tanıyor muyum?” diye sordu. “hayır” dedim. “ya bak vallahi çıkarıcam bi yerden ama..” dedi ve gitti. yazıyla on saniye sonra tekrar yanıma geldi ve “seni tanıyor muyum?” diye sordu. “hayır” dedim. “şaşılacak benzerlik!” dedi ve gitti. roma rakamıyla X saniye sonra tekrar yanıma geldi ve “seni tanıyor muyum?” diye sordu. “hayır” dedim. “lan cengiz sensin işte, yeme beni şimdi” dedi. “la havle..” dedim ve gitti. bilinmeyen bir değişken olan y saniye sonra tekrar yanıma geldi ve “seni tanıyor muyum?” diye sordu. “hayır” dedim. “ben de seni tanımıyorum zaten az önce şaka yaptım” dedi.

bunca hayır‘ı hiç düşünmeden bu denli savruk kullanınca annemlere söyleyecek tek bir hayır‘ım bile kalmadı. istifa mektubumdan origami sanatı vasıtasıyla muazzam bir gargoyle yaptım. arizona dream balığına el sallarken gülümsedim ve küfrettim. balıklar ne söylediğinize değil nasıl söylediğinize önem verirler. bye bye happiness. gene gel. gelmezsen topsun. gak.

.