melek değil
Salı, Ocak 15th, 2008
sonra bana bir utanma geldi. sanki utanılacak bir şey yapmışım gibi. oysa ki kelimenin tam anlamıyla yaptığım hiçbir şey yok. uff, utandığım için utandım. yüzüm kızardı bi de. yoksa allığı mı fazla sürmüşüm? ama pembe kazağım güzel. iyi ki bu yanaklarımı almışım, kazağımla uyum içinde. utanmak yakıştıysa söyle çünkü ona göre devam edicem.
* * *
kafam kadın çantasına benziyor, içinde bir gün lazım olur hissiyatıyla tuttuğum bir sürü şey var ve ağır. kafam bi de büyük. yoksa permadan filan mı? ama saçım güzel. kafam kadın çantasına benziyor, kolumun altına alıp gezmelere gidesim, orada burada unutasım geliyor. ama kafayla oyun olmaz, nimet.
* * *
bir bulut olsaydım hiç böyle dertlerim olmazdı. gökyüzünde çeşit çeşit şekil oluşturur, soğuk bir hava tabakasıyla karşılaşınca yoğuşup, yağmur veya kar olarak efendi efendi yeryüzüne inerdim. yoğuşmak da kulağa biraz pornografik geliyor sanki, oğşit! -utanmasını sıradanlaştırmak için, pornografik dedi diye utanmış gibi yaparak elini yüzüne götürüyor, doğal halini abartılı bir şekilde taklit etmeye çalışarak kendini hafife alma mekanizması devrede- kafam çanta olsaydı şimdi fermuarını çekerdim ama önce içine kocaman bi mont koyardım, patlasın sıpa.
