“akşam yapçam ben banyo!..”

Pazartesi, Nisan 7th, 2008

artık hiç kimse, büyük sarı bir telefon rehberinde -küçük heyecanlı işaret parmağıyla takip etmeye çalışarak- aramayacak soyadımızı. pazartesi günü kümeler değişirken yanında olmak istediklerimizin yakınına oturtulmamız söz konusu değil. kare içine teğet hapsolmuş bir dairenin taranmış garip yanlarının alanını hesaplayandan -sırf zekasından etkilendik diye- hoşlanmaya devam etme lüksümüz yok. son on yedi yıldır hiçbir ilkokul üç öğrencisinin saç fırçasını mikrofon yapıp kendinden geçerek “papa don’t preach”i söylemeye veya “you can’t touch this”te dans etmeye çalıştığı görülmedi. teöman’ın “ouv papatya”sı ve ayna’nın “ölünce sevemezsem seni” şarkısının arka arkaya çekildiği, -dönemin öğrencileri tarafından çok sevilen- ortaokul servisi karışık kaseti dün sokağa atıldı. daha da kötüsü, hiçbir çocuk atılan kasetin bantlarını çıkararak, yerde sürüyerek, -hayaller kurarak- rüzgara savurarak oynamaya tenezzül etmedi. tepedeki çimenliğin de yanıp, bitip, kül olduğu bize ulaşan haberler arasında. şimdi bizden ayrılabilirsiniz. çünkü ispatı olmayan şeylere inanmayı hiçbir bilim/akıl kabul etmiyor. mesela biz bırakıyoruz. give up gibi değil, let it go gibi. uçsun. gitsin. azat. acil demokrasi!

* * *

şimdi lütfen herkes kendi cennetine. bunda üzülecek bir şey yok. benim bile var: sigara, sigara, çay, sigara cenneti, no:86, kat:11

* * *

cennetimde dirseğe kadar uzanan, siyah, saten görünümlü bulaşık eldiveni icat ettim. hatta saten olsun ve aynı zamanda geçirimsiz ve termal yalıtkan olsun, masraftan kaçınmaya gerek yok. cennetimde para birimi pılip. [kafada sarı hale belirirken çıkan sese eşittir]

* * *

uğur gürsoy’un fırat’ına karşı tarifi çok ama çok güç duygular besliyorum. yemin ederim gözlerim doluyor. okuyunca anlarsınız belki okursanız -okumak isterseniz-

“burası benim evimmiş..”

.