sabaha karşı uyuduğumdur
Perşembe, Aralık 11th, 2008
aslında bir draft’ı özgürlüğüne kavuşturduğumdur, yazdığım tarihi bilmiyorum ama eskiden beğenmeyip publish etmediğim bu yazıyı şimdi fütursuzca yayımlamakta beis görmediğimdir, sadece bir kere okuyup publish ettiğimdir, “seviyorum işte var mı diyeceğin”dir, beyaz leblebidir, biradır, babamla mutfakta saatlerce muhabbet ettiğimdir, bir kere okuduktan sonra “ben bunu bu draft’tan sonra zaten yazmışım” veya “şimdi anlatmaya çalışsam anlatamazdım, ne güzel yazmışım, ben mi yazmışım” dediğimdir:
şu dünyada kayıtsız şartsız kabul ettiğim tek şey belki de windows update’leri, i accept, i accept ulan, yes, i’ll marry you!
o bile karşılıksız değil, hemen soruyor: do you want to restart now? allah belanı vermesin. seninle restart yapmak zorunda mıyım, geçmişimle, hatalarımla sev beni, restart later, bugün git, yarın gel.
hi blog, hi, i missed you, gimme an alt dudak, fine thanks and you. o arada “how are you?” diye sordu ama siz duymadınız. işte işin içine siz girdi mi olmuyor be canım, olmuyor be güzellerim, olmuyor be şirinlerim, sonra gel samimiyetten bahset, oldu mu şimdi, oldu mu ya.
samimiyetten bahsedelim: hangi samimiyet? case is arrested, dağılın.
kazanmaya, sevmeye, sevilmeye ve pozitif bilimlere olan inancımı kaybettim, önemli mi, hayır.. hayır mı, b*k, bal gibi de önemli, demek ki samimiyete olan inanç hala birazcık var, tez elden öldürelim, vurun kahpeye.
yaşasın gösteriş, yaşasın edebiyat battaniyesi, herkese yetecek kadar var, haydi girin bi ucundan, çekiştirmenize gerek yok, bütün ayıplarınızı örter, yaşasın edebiyat, yaşasın edebiyat, fak yu samimiyet, söylemiş miydim, yaşasın edebiyat!
ben yazamadığım gibi okuyamıyorum da, sadece yazmak değil, okumak da samimiyet gerektiriyormuş, buna inanın dostlarım. dostlarım mı? sadece dostlarım olan dostlarım. bu paragraf toparlanamadı. ama okuyamıyorum.
ben çok acayip bi insan oldum, ama aynı dolmuşa binsek filan belli olmaz bu, efendi efendi uzatırım paramı önümdeki koltukta oturan kişiye, neresi acayip di mi bunun, çok normalim aslında, bi yanım acayip, bi yanım bi yerleri kırıp dökerek ağlamak istiyor ama o yanım kayıp, yoklayıp yoklayıp bulamıyorum, o kötü.
insan /burada biter, insan değil, draft/
