archive for Temmuz, 2009

you smell like home

Pazartesi, Temmuz 20th, 2009

mutfaktaki ses: canım hadi ya, seni bekliyom bu pilav oldu mu ne oldu bi baksan ya.
salondaki ses: bi dakka geliyom ama saylör’ün babası çok acayip bi şi yaptı, bi dekka!
mutfaktaki ses: ya hadi bekliyom!
salondaki ses: saylör’ün babasına bak!
mutfaktaki ses: hişşş, kime diyom ya! küsçem!
salondaki ses: vay babayın kemiği! geldim geldim!

ben kişi: bu cek’in babası da ne ayak bi anlayamadık, bi cek’e görünüyo, bi claire’i aldı yanına, n’oluyo ya?
lord kişi: baba yüreği işte, dayanmıyo.

mini zap esnasında bir filmi geçerken:
- aa don külot van dam!

balkon’da oturduğumuz bi gece yarısı, motoru birdenbire duran motosiklet şoförü, yakarmaya varan bir ses tonuyla:
- yapma, bitmee, n’oolurrr!!!
motor birdenbire çalışmaya başlar.  /patı patı patı vooaaarrnn!/
- motor sevgiyle çalışıyo galiba.

eni vici vokkey, eni vici vokkey, eni vokkey eni. :.(

- canım salak salak konuşma öyle.
- neden?
- yanında olmak istiyom ben o zaman arghghgh.
- gıhıhı :]

- yatağımın altındaki bazanın içindeki hurca kazağı giren ilk erkek sensin sevgilim.
- yaaa? [dekreşendo]
- eveeet, evet! [buradaki evet “aaaynı kaynım eveti”dir]

markete girince bol bol taze nane kokluyorum, ama niyetim kötü, snırff… mis gibi mojito kokuyo!

taşındık biz! [bu konuda ayrıntı yazıp, dert yanmamak için kendimi zor tutuyorum ama tutuyorum]

iskoçya’ya gittim, aberdim, aberdin, aberdi. [bir olayı yok imiş]

annem yanlışlıkla babamın sigarasını içmişti, sonra babam “yahu kadın o benim sigaram” dedi, sonra annem “ay ben benimkisi sandım” dedi, babam da “bak seninkisi burda, kendi sigaranı iç” dedi, aramızdaki 4. kişi:
-işte canım, sevgi böyle bi şey.

mini anekdot: bir kelimenin doğuşu
yer: bahçeli
kişiler: özlem & ben & yoldan geçen 7. cadde kişisi
7. cadde kişisi: aaa meraba börkenek, bak bu samuraycan, samuraycan börkenek.
ben: özlem duydun mu lan isimleri?
öz: hee duydum.
ben: börkenek lan, samuraycan, komik lan ben gülüyom sen gülmüyon mu, gülsene :D
öz: aman ne gülcem, şu 7. caddede yanımızdan geçen birinin adı çükentay olsa bile şaşırmam yani.
ben: çükentay?
öz: hee, attım kafadan öyle.

mini mail diyalogu: bir kelimenin dile kazanımı
öz: vıdı bıdı bıd dükentay vıdı vıdı.
ben: ahahaha, çükentay yerine dükentay yazmışsın :D
öz: ahhahahaa, elim kaymıştır.
ben: şey gibi, dük ismi gibi, dük entay!
öz: salaksın.

mutfaktayız, özlem yeni evimizi beyza ve demet’e gösteriyor, uzun süre ortadan kaybolup geri dönmemeleri üzerine peşlerinden gidiyorum, banyonun ışığı açık, içeri girdiğimde karşılaştığım sahne:
orda öylece durmuş muhabbet eden üçlü beni görünce hep bir ağızdan şarkı söylemeye başlıyor ve duş ahizesini mikrofon şeklinde elinde tutan kişi tabi ki de özlem.

telefonumdaki son arananlar listesi: tesisatçı çocuk, emlakçı haydar bey, tamirci ünal usta, tesisatçı salak çocuk, terzi ertan bey, tesisatçı -çok afedersin- *ötoş.

.