right it’s all
Cuma, Kasım 13th, 2009
düşündüm tabi bi anlamı olması gerekiyor mu, olsaydı ne olurdu diye, olması ihtimalini ele aldım, tüm ihtimallerin arkasında durabileceğimi fark ettim, sonra dedim ya bir anlamı yoğusaydı ne olurdu, sadece şöyle derdim: daha önce yapmadığım bi şeydi, bu kadar. zaten en korktuğum anlam olan ihtimal içinse o kadar güzel olmadığımı neyse ki hepimiz bilyoruz diyip kendimi rahatlattım. teşekkürler türküye.
beyza’ya mail attım sabah: “yabtığın sandviçe aşık olduğum için bir lokma bile yiyemedim!!! yok be hepsini yedim ayu gibi.” ilk cümle için 86, ikinci cümle için 6 puntoluk tahoma kullandım. dostlarımla yaptığım şeylerin aptallık derecesi büyüdükçe onlara olan sevgim artıyor.
eğer bir programda keyword girerken “*keyword” şeklinde girmemiz gerekiyorsa ve biz bunu “* keyword” şeklinde girdiysek, hatamızın o araya giren uzay olduğunu anlamak için tam olarak yirmionüç dakikamızı çarçur ederiz ve bu durum malesef ki bir sürü çikolata yememizi haklı çıkarmaz. puroğramın manuelinde böyle yazmıyor tabi ama yazsa samimiyetinden ötürü onu kutlardım, samimi samimi yanaklarından öperdim, yanakları olsaydı.
biri bana kaba bir biçimde “uza!” dese bunu çok kaba bulurum ama “pardon, uzayınız” dese, mahçup olurum “aa olur mu öyle şey, rica ediyorum o sizin uzayınız” derim.
kendi kendime rahat vermiyorum, böyle bir sorunum var. haftasonuna denk gelmeyen bi resmi tatil gününde, normal bi memurun mesai saati içinde eğer çalışmıyorsam, evdeysem ve yalnızsam, kesinlikle televizyonun karşısına kurulup, boş boş yatamıyorum. kesin yapılacak bir şey buluyorum, buzdolabı buzu çözdürme, uzun zamandır bi kutuda biriktirdiğim kopuk düğmeleri dikme, kışlıklarla yazlıkları yer değiştirme, konvansiyonel oda temizliği, çivi çakma, çuval içinde odalar arası zıplama, ağızda tutulan kaşıkla yumurta taşıma, su içinde eller bağlı ağızla elma yakalama, bi dakika burda duruyoruz, bir takım yarışma programları su içinde eller bağlıyken ağızla elma yakalama işinden zamanında çok ekmek yediler, üstelik yarışmacıların yarıştığı elmalar değiştirilmediği gibi, o şekilde elma yakalamak imkansız, bu görüntü oldum olası beni rahatsız etmiştir, yaklaşık olarak 18 yıldır olageliyorum. bu dünyada aynı elmayı sadece 3 kişiyle paylaşmışımdır, bunlardan biri bu blogu okumayanlara -sizin kafanız acımasın diye, bi de annemle babam da hariç-, biri özlem’in kafasına, biri de ayzek nivton’un kafasına düşmüş tabi ki de. en büyük elma özlem’in kafasına düşmüş ama, resmen özlem elmanın altında kalmış çünkü özlem o kadar aptal ki şu saat olmuş hala ah bir bulut olsam’ın o 5 saniyelik finalini izleyebilmek için yatağına gitmiyo, hadi kalk yatağına yat. dedim, işte tam o sırada kocaman elma düştü kafasına, iki saniye sonra elma kalkıp özlem’in yatağına yattı, gutenaht, bile dedi, özlem de bulut oldu, onu bi güzel koyuna benzetip saymaya başladım: bir.
