archive for the 'evren tam bir' Category

nobody fucks with jesus

Salı, Eylül 20th, 2011

gözlerimin içine bakıp / gözümün içine baka baka / resmen göz göre göre kızdı bana! aslında bana kızdı sayılmaz, çünkü aynı taraftaydık. aynı tarafta olduğumuz için benim gözlerimi burada sembol olarak kullandı. benim gözlerime bakarken aslında gözlerimin nezdinde binlerce, belki de milyonlarca kişiye sinirleniyordu. sevgilim, tanıdığım en zeki insanlardan birisidir. üniversite hayatımda harf almak için çalıştığım ileri matematik derslerinde hiçbir şey ifade etmeyen, şimdi buraya yazsam artist gibi duracak bir sürü tanımı, terimi, kavramı, onun ağzından anlamışlığım vardır. şu dünyada bilgiyi içselleştirebilen insana duyduğum saygıyı kimseye duymuyorum. /bu arada hiçkimseye saygı duymak zorunda değiliz/ bazı konularda etkileyici/güçlü fikirleri filan oluyor. sinirlendiği zamanlarda da ona hak veriyorum -genelde-. o gün onu rahatsız eden mevzu ise günlük yaşantıda maruz kalınan dayatılmış muhabbetlerdi. farzı misal, yeni nişanlanmış, çok da aman samimi olmadığımız bir çiftimiz var -tamamen sembolik çift-, haliyle heyecanlılar, kafalarında evlilik ile ilgili bir sürü plan, proje, ıvır zıvır, o an onlar için hayatın odak noktası evlilik. bu cici çift mesela hemen bize de soruyor “siz ne zaman evleneceksiniz?”, “ne yapacaksınız?”, “nerede yaşayacaksınız?”, onları çok da ilgilendirmeyen ama sonsuza sündürülen sorular silsilesi. geçtikleri evre bu değil mi, evlendiler diyelim, çocuk yapmayı düşünüyorlar, sorular gene hazır, “ne zaman çocuk yapacaksınız?”, “kaç tane yapacaksınız?”, “e yapın artık bi tane?”, “kardeşi olsun ama..” çocukları mı oldu, biz çocuğumuzu hangi kreşe vericez? kreşe mi verdiler, biz çocuğu hangi okula yazdırdık? okula mı başladı, sınavlar nasıl, kaç puan aldı lan bizim çocuk? üniversiteyi mi kazandı, ne zaman mezun olacak? mezun mu oldu, master mı yapacak, iş mi arıyor? askere mi gidecek? bizim çocuk ne zaman evlenecek, yok mu şöyle helal süt emmiş bi kısmet? -bu noktada tekrar loop’a bağlıyoruz- soru sormadıkları zamanlarda kendilerini anlatıyorlar. sevgili ve saygıdeğer manitam bu tip muhabbetler dönmeye başladığı ve bitmek bilmediği vakit hayattan kopma noktasına geliyor. tahammülü yok. onu anlıyorum, ben de sıkılıyorum, ama tek farkımız: ben katlanabiliyorum. durduk yere, vahiy inmiş gibi “ben çevremde böyle insanlar olsun istemiyorum”, dedi. kızdı dediğim de bu zaten. kim seçebiliyor ki çevresindeki insanları -ulan?-. ben şahsen seçemiyorum. mesafeli durayım dediğimde olmadığım, soğuk çorba gibi tatsız, manasız bi insana dönüşüyorum. bazen bu mesafeyi bile anlamıyorlar. bırakınız sayın ulan’lar, insanlar istedikleri gibi yaşasın. kimseye bir şeyi dayatmayın reca ederim. herkes evlenmek zorunda mı, herkes çocuk yapmak zorunda mı, ya da bi siz mi evlendiniz, bi sizin mi çocuğunuz oldu, nedir. masum muhabbetleri kesinlikle bu kategorinin dışında tutuyorum, ama bi takım insanlar gerçekten manyak. onlardan uzak durmaya çalışın, yatmadan önce dişlerinizi mutlaka ama mutlaka fırçalayın. /sevimli dayatma/

.

dünyanın bütün çiçekleri dedikk!

Pazartesi, Ağustos 1st, 2011

.

sonra onu öptüm

Pazar, Mayıs 1st, 2011

.

bir bal porsuğu olarak: sevgilim

Salı, Şubat 22nd, 2011

.

birtakım şeyler

Pazartesi, Ağustos 2nd, 2010

.

gardenya / he mobs you, yeah yeah yeah!

Salı, Temmuz 13th, 2010

.

3 kişilik minik salondan bi dünya

Cumartesi, Temmuz 3rd, 2010

.

laundry issues

Çarşamba, Mayıs 19th, 2010

.

starbüks

Pazar, Şubat 28th, 2010

.

cama vuran ağaç dalı

Pazartesi, Aralık 14th, 2009

.

popcorn

Perşembe, Ekim 29th, 2009

.

schengen

Cumartesi, Ağustos 15th, 2009

.

you smell like home

Pazartesi, Temmuz 20th, 2009

.

ozrich & melizabeth & the lord in a swimsuit
episode II

Perşembe, Ocak 29th, 2009

.

ozrich & melizabeth & the lord in a swimsuit

Pazartesi, Ocak 12th, 2009

.