3 kişilik minik salondan bi dünya
Cumartesi, Temmuz 3rd, 2010
“evet ben de gördüm temas”, “takoz değil ya, bazısı takoz oluyo forvetlerin” işte böyle şeyler konuşuyorlar yan tarafımda. birisinin bacakları sehpada, öbürsünün kanepede, üçlü koltukta iki kişi oturan bu iki kişinin ikişer bacakları birbirine paralel uzanmakta. bi tanesi şu an “oha hayvanlar gibi omuz atmış” dedi. ikisi de öyle masada filan çalışamaz, hem kanepede yayılcak, televizyon açık olucak, plan program olmasın onlara. ben de onların düzenini reddederek bunları ütü masası üstünden yazıyorum. üstünde oturmakta olduğum “kırmızı pofidikimsi koltuksu”m [puffy chair] için en uygun icat/sehpa bu. ütü masasını sehpa olarak kullanmanızı tavsiye ederim, elinizi korkak alıştırmayın. şu anda gol oldu. ne diyordum, bu ikisi birbirine çok benziyor işte. ikisi de güzel yemek yapıyor. ikisi de kumanda sevdalısı. ikisi de herhangibir konuda ikiye bir bana karşı. sırf bacakların paralel olduğu bu görüntü işte. benim gönlüme giden yol biraz da o kişinin özlem’le iyi anlaşmasından geçiyor sanırım. çok duygusal oluyorum bazen. bi gün gelicek mesela bu ev filan olmıycak. şu an bunu düşündüğümde düşünmemeye çalışıyorum. “her şey bitti şimdi bi tek dirsek mi kırmızı?” dedi. bence üçlü bi yaşam var. ufff, şu anda bi fitbolcu burnuna çok kötü tekme yedi. ben de yanlışlıkla gördüm şimdi, çok fena oldum. -araya zaman girdi-
not: beynimden akarken yakalayabildiğim yüzde onluk kısım, gözlerinden öperim.
