gardenya / he mobs you, yeah yeah yeah!
Salı, Temmuz 13th, 2010
çiçeklerinin toprağını değiştirdiğini söylediğinde, kendimi -istemsizce- çiçeğin yerine koydum ve ayaklarım gıdıklandı. temiz ve serin çarşafa yattı diye sevinen o küçük o ben o ayaklarım gerçekten de fışırt fıtı hareketi yaptılar. ben bi çiçek olsam ya şimdi.
*
bu adamdan hiç bu kadar çok nefret edebileceğim aklıma gelmezdi. hep özünde iyi bi insan olduğunu, sosyal zekası gelişmediği için iletişim kurmak istediği halde kuramadığını düşünürdüm, bazı hallerini komik bulduğum için minicik bi sevgi bile beslemiştim. şimdiyse anlıyorum, en ufak bir iyi niyeti yok. geçen seneki proje zamanı neyse şimdi on katı geri döndü. kendi eksikliklerini altında çalışanların eksikleriymiş gibi gösterme tam puan. ama bu sefer içimde tutmadım, cümleler kurdum: “bu projenin başından beri bana ‘biraz daha hızlı olalım mehlika’ demekten başka bi şey yaptınız mı . bey?” “o test incelemelerinin bugüne kadar bitmiş olması gerekiyordu, yedi gün oldu”, “yedi gün olmadı . bey.” “geçen hafta beş, bu hafta iki, toplam yedi gün”, “siz o klasörleri masama akşamüstü 17.30′da bırakmadınız mı . bey?”, “hayır o değil, önceki dosyaların içinde vardı o bilgiler”, “hayır yoktu, ben hepsine baktım”, “var orda var..”, “hayır yok”, -sayfaları çevirerek- “var işte şunlar..”, “nerde var gösterir misiniz, şu sayfa mı, hemen bakalım, ne yazıyor, x yazıyor, y yazıyor, c yazıyor, başka bi şey yazıyor mu bana söyler misiniz?” (…) bu konuşmayı daha önce kaç kişiye anlattım bilmiyorum, rahatlayamadım, yazıyorum, buraya yazıyorum çünkü unutmamak zorundayım, bu adamın bu aşağılık davranışlarını unutmamak zorundayım. insanın kalbi yerinden fırlayacak gibi olup, vücudu azer_bülbül gibi titrerse unutmamalıdır. gözlerim yaşlar içinde odasına gidiyorum, tüm haftasonu yaptığım o arapça yazılar arasından onun o kargacık burgacık -midemi bulandıran, abartmıyorum- el yazısından okuduğum saçma sapan akış, basınç datasını kopyaladım sanıp sildiğim excel dosyasını kurtarmaya -recover- çalıştığımızı ama olmadığını söylüyorum. insan bi “üzülme”, der, “sıkma canını” der, “güzel gözlerine yazık” der haha, ne diyor ne diyor “kapama basınçlarını yazmak bi saatlik iş, onu yap da en azından sabah modelcilere yetiştirelim” diyor. ben iyi niyet göremiyorum. geçtim onları, bunları unutmamalıyım. bana bu hissettirdiklerini unutmamalıyım.
*
ve sonra esas oğlan esas kızın esas excel dosyasını recover eder, kız oğlanı esaslı öpücüklere boğar, esas sen ara esas benim çok yazıyo.
